Ana içeriğe atla

Zamana Yayılan Miras: Cendere Köprüsü



6 Şubat 2023’te yaşanan büyük Kahramanmaraş Pazarcık depremleri, 11’e yakın ili etkileyerek büyük bir yıkıma neden oldu. Şehirler yok oldu, on binlerce insan hayatını kaybetti. Yeni yapılmış binalar, yollar ve köprüler zarar görürken, Adıyaman’ın Kahta ilçesinde bulunan Roma dönemine ait Cendere Köprüsü hiçbir hasar almadan ayakta kaldı. Binlerce yıldır dimdik duran bu tarihi yapı, doğa karşısındaki direnciyle insanlığa büyük bir ders verdi.


Adıyaman, Nemrut Dağı, Kahta Kalesi, Gerger Kalesi gibi sayısız tarihi mirasa ev sahipliği yapmasıyla adeta bir açık hava müzesi konumundadır. Ancak bugünlerde bu eşsiz miras, Cendere Köprüsü’nü de kapsayan “Millet Bahçesi Projesi” tartışmalarıyla gündemde. Tarih ve kültür uzmanları, bilinçsizce yapılabilecek projelerin köprünün ömrünü kısaltacağından ve tarihi dokuya zarar vereceğinden endişe ediyor.


Tarihi mekanlar, sadece taş ve topraktan ibaret değildir; geçmişin izlerini taşıyan, geleceğe aktarılması gereken kültürel değerlerdir. Cendere Köprüsü, yaşayan bir tarih olarak asırlardır ayakta kalmış, nice depremlere meydan okumuştur.


Kommagene Krallığı’nı Roma İmparatorluğu’na bağlamak amacıyla Kahta Çayı üzerine inşa edilen köprü, imparatorluk ailesi onuruna dikilmiş bir anıt niteliği taşır. Üzerindeki sütunlar, aile bireylerini simgeler ve köprüye ayrı bir tarihi anlam katar. Milattan sonra 2. yüzyılda inşa edilen bu yapı, özellikle aşırı turist baskısı ve bilinçsiz projeler nedeniyle zarar görme potansiyeline sahiptir.


Kapadokya’da bazı peri bacaları turizme kurban gitmiş, İtalya’nın Venedik kentinde aşırı ziyaretçi yoğunluğu nedeniyle tarihi su yollarında ve yapı temellerinde çökmeler meydana gelmiştir. Hindistan’daki Hampi Antik Şehri, artan turist sayısı yüzünden UNESCO tarafından “Tehlike Altındaki Dünya Mirasları” listesine alınmıştır.


Tarihi mirasların korunması, günübirlik siyasi kararların ve “Biz yaptık, oldu” anlayışının ötesinde, uzmanların görüşleri doğrultusunda ele alınması gereken bir konudur. Aşırı turizm baskısı, tarihi yapıları ve çevresini olumsuz etkilerken, bilinçsiz projeler bu mirasların yok olmasına yol açabilir.


Cendere Köprüsü, binlerce yıldır ayakta duran bir tarih şahididir. Onu korumak insanlığın ortak sorumluluğudur. Bugün alınacak doğru kararlar, bu eşsiz mirasın yarınlara güvenle taşınmasını sağlayacaktır.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

6 Şubat’ın Ağırlığı

 Toprağa düşen her can yakınlarından ve sevdiklerinden bir şeyler götürür beraberinde. 6 Şubat’ın 4.17’sinde, "Biz artık yokuz kalan ömürlerinizle idare edin." der gibi vedalaşmadan ayrıldılar hayatımızdan sevdiklerimiz.  Zamansız gidenler kendileriyle beraber güzel olan ne varsa alıp götürdüler. Ne gecenin zifiri karanlığı ne kışın sert soğuğu engel olamadı onlara. Yakınlarının insan üstü çabası onları kurtarmaya yetmedi. İnsan yetersiz kaldı o gece sevdiklerine, zaman tükendi, ses kesildi.   Kulaklarda yankılanan imdat sesine karşı hiçbir şey yapamamın çaresizliğini ve ezikliğini yaşadı ölenlerin yakınları. Bir ömür boyu kulakta yankılanacak olan o ses, sessizliğin en büyük gürültüsü olmaya devam ediyor.  Bir gecede on binlerce insan koptu yaşamdan, sonsuzluk perdesini aralayarak toprağa gömüldü. On binlerce nefes kendilerine can veren evlerinin yıkılan enkazında boğuldu.   Önceden haberleşmiş gibi saat alarmlarını 04.17’ye kurup aramızdan ayrıldı sevdikl...

Barışa Adanmış Bir Yaşam: Sırrı Süreyya Önder

İnsanlık tarihinde bir insanın ömrü, kısa bir andan ibarettir; bir tek nefes ya da mezar taşındaki doğum ve ölüm tarihleri arasına çizilen kısacık bir çizgidir adeta.  Herkes doğar, yaşar ve nihayetinde ölür. Kimisi az yaşar, kimisi çok. Bazıları yaşadığını zannederken, bazıları yaşamak için tüm ömrünü adar. Sırrı Süreyya Önder, onurlu bir yaşam için ömrünü çekinmeden adayanlardandır. Sırrı Süreyya Önder, Mezopotamya'nın insanlığa sunduğu en değerli armağanlardan biridir. O, yaşamın hakkını verenlerdendir. Kendisini borçlu hissettiği insana, doğaya ve börtü böceğe birlikte yaşamın sözünü verenlerdendir. Adıyaman'ın küçelerinde, çocukluğu beklenenden daha erken bitenlerdendir. Babası erken yaşta vefat eden çocukların çocuklukları da erkenden sona erer; omuzlarına henüz çocuk yaşta dert yüklenir. Sırrı Süreyya Önder, çocuk yaşta hem bu derdi üstlenmiş hem de başkalarının dertlerine ortak olmuştur. Erken yaşta kendisini haksızlıklara karşı duran bir birey olarak adamıştır. Olağan ...

Kahtalı Mıçe'ye Veda

Kahtalı Mıçe de aramızdan ayrıldı. Sonsuzluk denen büyük boşluk bir kişiyi daha aldı yanına. Varlığının anlamı, yokluğunda daha derin hissedileceklerden biri. Yeri kolay kolay dolmayacak bir halk ozanı. Dünya, iyi insanların yüzü suyu hürmetine döner derler. O iyi insanlardan biriydi Kahtalı Mıçe. Kendi dünyasında yaşam mücadelesi veren bir değerdi.Yediden yetmişe Adıyamanlıların gönlünde taht kurmasını bilmişti. Mıçe’nin ölümüyle birlikte bir taş daha dikildi kara toprağa. Adı, soyadı, doğum ile ölüm tarihleri arasına konacak olan küçük bir çizgi yer alacak soğuk mezar taşında. O kısa çizgi yaşadıklarının simgesi olacak. O kısa çizgiyi elinden geldikçe üreterek ve halkının içinde kalarak doldurmaya çalıştı. Kendisini var eden toplumla özdeşleşmiş bir kimliğe sahipti Kahtalı Mıçe. O, sadece bir ozan değil, neredeyse tüm bir Adıyaman’dı. Geçmiş ile bugün arasında bir köprüydü. Gündelik yaşamın izleri, eserlerine esin kaynağı oldu. Kadim coğrafyamızda sözlü tarihin önemli taşıyıcılarında...