Ana içeriğe atla

Barışa Adanmış Bir Yaşam: Sırrı Süreyya Önder


İnsanlık tarihinde bir insanın ömrü, kısa bir andan ibarettir; bir tek nefes ya da mezar taşındaki doğum ve ölüm tarihleri arasına çizilen kısacık bir çizgidir adeta. 

Herkes doğar, yaşar ve nihayetinde ölür. Kimisi az yaşar, kimisi çok. Bazıları yaşadığını zannederken, bazıları yaşamak için tüm ömrünü adar. Sırrı Süreyya Önder, onurlu bir yaşam için ömrünü çekinmeden adayanlardandır.

Sırrı Süreyya Önder, Mezopotamya'nın insanlığa sunduğu en değerli armağanlardan biridir. O, yaşamın hakkını verenlerdendir. Kendisini borçlu hissettiği insana, doğaya ve börtü böceğe birlikte yaşamın sözünü verenlerdendir.

Adıyaman'ın küçelerinde, çocukluğu beklenenden daha erken bitenlerdendir. Babası erken yaşta vefat eden çocukların çocuklukları da erkenden sona erer; omuzlarına henüz çocuk yaşta dert yüklenir. Sırrı Süreyya Önder, çocuk yaşta hem bu derdi üstlenmiş hem de başkalarının dertlerine ortak olmuştur.

Erken yaşta kendisini haksızlıklara karşı duran bir birey olarak adamıştır. Olağan seyrinde ilerlemeyen yaşamı, ona çeşitli zorluklar çıkarmıştır. İşte o zorluklar, onu bugünkü kişiliğine ulaştırmıştır. Söylediği her söz ve yaptığı her eylem, bedeli ödenmiş ve yaşanmış tecrübelerin bir sonucudur; asla rastgele söylenmiş değildir.

Sırrı Süreyya Önder, yıllardır bir umudun peşinden gitmektedir. Yolun sonundaki o barış umudunun en ufak bir kıvılcımı bile, onun tüm varlığını ortaya koymasına yetmiştir. Barış, uğruna kavga edilecek en önemli değerdir. Sırrı Süreyya Önder, içeride dışarıda bu uğurda mücadele etmekten çekinmemiştir. Kimseden saklı gizli bir ajandası olmamıştır ve sözünü söylemekten, barışı haykırmaktan çekinmemiştir.

Barış, er ya da geç bu topraklarda yeşerecektir. Bu coğrafyanın kadim geçmişine en büyük borçlarımızdan biridir bu. Ancak kaybedilen her can, barışın gerçek anlamından bizi uzaklaştırmaktadır. İşte Sırrı Süreyya Önder, bir daha "keşke" dememek adına ve barışın gerçek anlamından daha fazla uzaklaşmamak adına böyle onurlu bir yolu seçmiştir kendine.

Sırrı Süreyya Önder nice badireler atlatmıştır. Umuyoruz ve diliyoruz ki bunu da atlatacaktır. İyi dileklerin ve duaların yerini bulması temennisiyle...


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

6 Şubat’ın Ağırlığı

 Toprağa düşen her can yakınlarından ve sevdiklerinden bir şeyler götürür beraberinde. 6 Şubat’ın 4.17’sinde, "Biz artık yokuz kalan ömürlerinizle idare edin." der gibi vedalaşmadan ayrıldılar hayatımızdan sevdiklerimiz.  Zamansız gidenler kendileriyle beraber güzel olan ne varsa alıp götürdüler. Ne gecenin zifiri karanlığı ne kışın sert soğuğu engel olamadı onlara. Yakınlarının insan üstü çabası onları kurtarmaya yetmedi. İnsan yetersiz kaldı o gece sevdiklerine, zaman tükendi, ses kesildi.   Kulaklarda yankılanan imdat sesine karşı hiçbir şey yapamamın çaresizliğini ve ezikliğini yaşadı ölenlerin yakınları. Bir ömür boyu kulakta yankılanacak olan o ses, sessizliğin en büyük gürültüsü olmaya devam ediyor.  Bir gecede on binlerce insan koptu yaşamdan, sonsuzluk perdesini aralayarak toprağa gömüldü. On binlerce nefes kendilerine can veren evlerinin yıkılan enkazında boğuldu.   Önceden haberleşmiş gibi saat alarmlarını 04.17’ye kurup aramızdan ayrıldı sevdikl...

Kahtalı Mıçe'ye Veda

Kahtalı Mıçe de aramızdan ayrıldı. Sonsuzluk denen büyük boşluk bir kişiyi daha aldı yanına. Varlığının anlamı, yokluğunda daha derin hissedileceklerden biri. Yeri kolay kolay dolmayacak bir halk ozanı. Dünya, iyi insanların yüzü suyu hürmetine döner derler. O iyi insanlardan biriydi Kahtalı Mıçe. Kendi dünyasında yaşam mücadelesi veren bir değerdi.Yediden yetmişe Adıyamanlıların gönlünde taht kurmasını bilmişti. Mıçe’nin ölümüyle birlikte bir taş daha dikildi kara toprağa. Adı, soyadı, doğum ile ölüm tarihleri arasına konacak olan küçük bir çizgi yer alacak soğuk mezar taşında. O kısa çizgi yaşadıklarının simgesi olacak. O kısa çizgiyi elinden geldikçe üreterek ve halkının içinde kalarak doldurmaya çalıştı. Kendisini var eden toplumla özdeşleşmiş bir kimliğe sahipti Kahtalı Mıçe. O, sadece bir ozan değil, neredeyse tüm bir Adıyaman’dı. Geçmiş ile bugün arasında bir köprüydü. Gündelik yaşamın izleri, eserlerine esin kaynağı oldu. Kadim coğrafyamızda sözlü tarihin önemli taşıyıcılarında...