21.yüzyıldayız… Uzay ve teknoloji çağında yaşıyoruz. Her gün çağ atlıyor, dünyayla yarışıyoruz. Ama hâlâ yolların kenarında, eski otobüslerin içinde, bir umut peşinde giden insanlar var. Mevsimlik işçiler… Varlıkları çoğu zaman ölümleriyle hatırlanan, bu çağın en büyük utançlarından biri.
Urfa’dan, Adıyaman’dan, Antep’ten, Diyarbakır’dan binlerce insan yola düşüyor. Kendi topraklarından çıkardıkları yetmiyor, başka şehirlerin tarlalarında alın teri döküyorlar. Çoğu zaman insanlıktan uzak koşullarda, sigortasız, sadece çocuklarının boğazından helal bir lokma geçirebilmek için… Kazandıkları, kıt kanaat geçimden fazlasını sağlamıyor. Yola çıkarken tek güvence, “Allah’a emanet” olmaktır.
Geçtiğimiz hafta Şanlıurfa’dan Ordu’ya fındık toplamaya giden tarım işçilerini taşıyan bir minibüs, Sivas’ta kaza yaptı. Basına yansıyan bilgilere göre 4 işçi yaşamını yitirdi, 18 kişi yaralandı; 3’ünün durumu ağır. Ölenlerden üçü aynı aileden… Ekmek parası için yola düşen insanlar, ekmeklerine kavuşamadan canlarından oldular.
Şanlıurfa’dan Ordu’ya uzanan o yol yarım kaldı. Yarım kalan sadece ekmek değil, yaşamın kendisiydi. Mevsimlik işçilerin ölümü bile mevsimseldir; ekmek kavgasına anlık ara verilir, cenazeyle uğraşılır. Acının yası bile tutulmadan yeniden yola düşülür. Memleketin biberi, pamuğu, fındığı, patatesi onları bekliyordur.
Kendi memleketlerinde bulamadıkları ekmeği kilometrelerce uzakta arayan insanların hikâyesi hiç değişmiyor. Sağ salim dönebilenler, yine kıt kanaat yaşamaya devam ediyor. Bir mevsimlik mola biter bitmez, yeni umutlarla tekrar yollara düşüyorlar. Ne gelişen ve değişen dünya ne de yollara konan radarlar, bu acı gerçeği değiştirebiliyor. Mevsimlik işçilerin, yalnızca ölüm haberleriyle birer sayıya dönüşmeden önce hatırlanması gerekiyor.
.jpeg)
Yorumlar
Yorum Gönder