Ana içeriğe atla

Barışa Giden Yola İnanmak

 


İnsanlığın günümüze kadar ulaşabildiği en kutsal değeri barıştır. Gelecek nesillere aktarılacak en kıymetli miras, kaybedeni olmayan; kazananı ise herkesin olduğu bir iyi hal dönemidir.

Varlığın gerçek değerini çoğu zaman onu kaybettiğimizde anlarız. Oysa kaybın olmadığı bir yaşam inşa ederek, elimizdeki varlığı yok olmaktan koruyabiliriz.

Varlığı yokluk üzerinden tanımlamamak için elimizde olanı korumak ve güçlendirmek zorundayız. Bunun için herkesin kendinden biraz taviz vermesi gerekir. Zor olanı konuşabilmek, sözcüğün gücüne inanarak şiddete başvurmadan ikna etmeyi başarabilmektir. En uç görüşlerin bile aklıselim bir şekilde ele alınması, herkesi doğru olana götürmeye yetecektir.

Kadim coğrafyamız, geçmişin acılarıyla yoğruldu. Evlatlar ana babadan, ana babalar evlattan koparıldı. En güzel hikâyeler yarım kaldı ve geride kalanlar eksilmiş bir hayatla yaşamaya mecbur bırakıldı. Ancak bir varlığı kütükten silmek, onu hayattan tamamen silmek anlamına gelmedi. Bir kez var olmuş olanı artık yok sayamazsınız. Boğazda düğümlenen bir nefes, akmaya hazır bir gözyaşı hep kaldı. Toprak en çok erken düşenleri bağrına basarken acı çekmiştir. Oysa sıralı ölüm, herkesin zorlanmadan kabul ettiği bir göç haliydi.

Sene 365 gün. 365 günün acı demek olduğunu ancak ciğerinde bu sızıyı taşıyan bilir. Başkalarının canı üzerinden verilen kararlar herkesi derinden yaraladı.

Artık inanmak gerek! Güneşle birlikte yeni bir günün doğacağına, yağmurun ve toprağın bereketiyle kadim cografyamızın yeşerecegine... Sürecin sonunu kestirmek zor olsa da barışa inanmak, onu sahiplenmek ve uğruna mücadele etmek zorundayız. Bugün verilmesi gereken en güzel kavganın içindeyiz. Bu, ekmek kavgası kadar yaşamsal ve kutsal bir mücadeledir. Herkesin aynı tarafta olması gerektiği bir kavganın içindeyiz.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

6 Şubat’ın Ağırlığı

 Toprağa düşen her can yakınlarından ve sevdiklerinden bir şeyler götürür beraberinde. 6 Şubat’ın 4.17’sinde, "Biz artık yokuz kalan ömürlerinizle idare edin." der gibi vedalaşmadan ayrıldılar hayatımızdan sevdiklerimiz.  Zamansız gidenler kendileriyle beraber güzel olan ne varsa alıp götürdüler. Ne gecenin zifiri karanlığı ne kışın sert soğuğu engel olamadı onlara. Yakınlarının insan üstü çabası onları kurtarmaya yetmedi. İnsan yetersiz kaldı o gece sevdiklerine, zaman tükendi, ses kesildi.   Kulaklarda yankılanan imdat sesine karşı hiçbir şey yapamamın çaresizliğini ve ezikliğini yaşadı ölenlerin yakınları. Bir ömür boyu kulakta yankılanacak olan o ses, sessizliğin en büyük gürültüsü olmaya devam ediyor.  Bir gecede on binlerce insan koptu yaşamdan, sonsuzluk perdesini aralayarak toprağa gömüldü. On binlerce nefes kendilerine can veren evlerinin yıkılan enkazında boğuldu.   Önceden haberleşmiş gibi saat alarmlarını 04.17’ye kurup aramızdan ayrıldı sevdikl...

Barışa Adanmış Bir Yaşam: Sırrı Süreyya Önder

İnsanlık tarihinde bir insanın ömrü, kısa bir andan ibarettir; bir tek nefes ya da mezar taşındaki doğum ve ölüm tarihleri arasına çizilen kısacık bir çizgidir adeta.  Herkes doğar, yaşar ve nihayetinde ölür. Kimisi az yaşar, kimisi çok. Bazıları yaşadığını zannederken, bazıları yaşamak için tüm ömrünü adar. Sırrı Süreyya Önder, onurlu bir yaşam için ömrünü çekinmeden adayanlardandır. Sırrı Süreyya Önder, Mezopotamya'nın insanlığa sunduğu en değerli armağanlardan biridir. O, yaşamın hakkını verenlerdendir. Kendisini borçlu hissettiği insana, doğaya ve börtü böceğe birlikte yaşamın sözünü verenlerdendir. Adıyaman'ın küçelerinde, çocukluğu beklenenden daha erken bitenlerdendir. Babası erken yaşta vefat eden çocukların çocuklukları da erkenden sona erer; omuzlarına henüz çocuk yaşta dert yüklenir. Sırrı Süreyya Önder, çocuk yaşta hem bu derdi üstlenmiş hem de başkalarının dertlerine ortak olmuştur. Erken yaşta kendisini haksızlıklara karşı duran bir birey olarak adamıştır. Olağan ...

Kahtalı Mıçe'ye Veda

Kahtalı Mıçe de aramızdan ayrıldı. Sonsuzluk denen büyük boşluk bir kişiyi daha aldı yanına. Varlığının anlamı, yokluğunda daha derin hissedileceklerden biri. Yeri kolay kolay dolmayacak bir halk ozanı. Dünya, iyi insanların yüzü suyu hürmetine döner derler. O iyi insanlardan biriydi Kahtalı Mıçe. Kendi dünyasında yaşam mücadelesi veren bir değerdi.Yediden yetmişe Adıyamanlıların gönlünde taht kurmasını bilmişti. Mıçe’nin ölümüyle birlikte bir taş daha dikildi kara toprağa. Adı, soyadı, doğum ile ölüm tarihleri arasına konacak olan küçük bir çizgi yer alacak soğuk mezar taşında. O kısa çizgi yaşadıklarının simgesi olacak. O kısa çizgiyi elinden geldikçe üreterek ve halkının içinde kalarak doldurmaya çalıştı. Kendisini var eden toplumla özdeşleşmiş bir kimliğe sahipti Kahtalı Mıçe. O, sadece bir ozan değil, neredeyse tüm bir Adıyaman’dı. Geçmiş ile bugün arasında bir köprüydü. Gündelik yaşamın izleri, eserlerine esin kaynağı oldu. Kadim coğrafyamızda sözlü tarihin önemli taşıyıcılarında...