İnsanlığın günümüze kadar ulaşabildiği en kutsal değeri barıştır. Gelecek nesillere aktarılacak en kıymetli miras, kaybedeni olmayan; kazananı ise herkesin olduğu bir iyi hal dönemidir. Varlığın gerçek değerini çoğu zaman onu kaybettiğimizde anlarız. Oysa kaybın olmadığı bir yaşam inşa ederek, elimizdeki varlığı yok olmaktan koruyabiliriz. Varlığı yokluk üzerinden tanımlamamak için elimizde olanı korumak ve güçlendirmek zorundayız. Bunun için herkesin kendinden biraz taviz vermesi gerekir. Zor olanı konuşabilmek, sözcüğün gücüne inanarak şiddete başvurmadan ikna etmeyi başarabilmektir. En uç görüşlerin bile aklıselim bir şekilde ele alınması, herkesi doğru olana götürmeye yetecektir. Kadim coğrafyamız, geçmişin acılarıyla yoğruldu. Evlatlar ana babadan, ana babalar evlattan koparıldı. En güzel hikâyeler yarım kaldı ve geride kalanlar eksilmiş bir hayatla yaşamaya mecbur bırakıldı. Ancak bir varlığı kütükten silmek, onu hayattan tamamen silmek anlamına gelmedi. Bir kez var olmuş o...