Ana içeriğe atla

Bir Ömür Daha Yetmedi Barışa Varmaya

 


İyi bir insan, sonsuzluğa doğru yol aldı bugün.

Evet... Sonsuzluk denen tarafa geçtin. Hem de çok erken. Masadaki çay daha yarılanmamıştı bile. Söz barışa evrilmişti; tamamlamak üzerimize borç kaldı.

Hangi harfleri bir araya getirip de sana yakışan bir veda yazabilirim, bilmiyorum. Edebiyatta, sanatta, insanlıkta ustalığına cümle kurmak bile zorken  sana veda...  Çünkü bu veda, sıradan bir ayrılık değil; çok erkene alınmış, amansız bir gidiş.

“Dünya, iyi insanların yüzü suyu hürmetine döner.” derler. Sen de o iyi insanlardandın Sırrı Süreyya Önder. Hatta iyiliğin ta kendisiydin.

Herkesin dostu, yoldaşı, abisi, kardeşi oldun. Seni tanıyan herkes, sende bir parça kendini buldu. Erken gidişinle herkesten bir şeyler götürdün.

Senin yaşamın, barışa adanmış onurlu bir ömürdü. Hakkı ödenmiş bir hayattı seninki. Arkandan kötü bir söz edilmeyecek; annen, kardeşin, kızın, torunun gurur duyacak seninle.

Bazı insanlar gittikleri yerleri güzelleştirir. Eminim ki senin vardığın yer şimdiden daha güzel olmuştur. Ve sana söz: geride bıraktığın yerler—adımını attığın her yer—cennetten bir köşe olsun diye çaba göstermeye devam edeceğiz.

Fırat ve Dicle, helalinden sularını içirdi sana. Mezopotamya’nın kadim şehri Adıyaman, seni insanlığa en güzel meyve "Barış Elçisi" olarak sundu.

Senin için barış, sadece bir kelime değil, en güzelinden onurlu, eşit yaşamın kendisiydi. Gerçekleşme ihtimali bile umut veriyordu hepimize. 

Ömrün yetmedi barışa varmaya. Ama sen yine de herkesin bu dünyada cenneti yaşaması için savaştın. Çocuklar babalarından, babalar çocuklarından, eşler birbirinden ayrı düşmesin diye verdin kavgayı. Ölümün sırası şaşmasın, anne babalar evladını değil evlatlar anne babasını toprağa versin diye kendi ömrünü barışa kurban ettin.

Ve şimdi biz buradayız. Senin bıraktığın yerden, senin dilinle, senin kalbinle barışı tamamlamaya çalışacağız.

Allah’ın rahmeti üzerine olsun, güzel insan.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

6 Şubat’ın Ağırlığı

 Toprağa düşen her can yakınlarından ve sevdiklerinden bir şeyler götürür beraberinde. 6 Şubat’ın 4.17’sinde, "Biz artık yokuz kalan ömürlerinizle idare edin." der gibi vedalaşmadan ayrıldılar hayatımızdan sevdiklerimiz.  Zamansız gidenler kendileriyle beraber güzel olan ne varsa alıp götürdüler. Ne gecenin zifiri karanlığı ne kışın sert soğuğu engel olamadı onlara. Yakınlarının insan üstü çabası onları kurtarmaya yetmedi. İnsan yetersiz kaldı o gece sevdiklerine, zaman tükendi, ses kesildi.   Kulaklarda yankılanan imdat sesine karşı hiçbir şey yapamamın çaresizliğini ve ezikliğini yaşadı ölenlerin yakınları. Bir ömür boyu kulakta yankılanacak olan o ses, sessizliğin en büyük gürültüsü olmaya devam ediyor.  Bir gecede on binlerce insan koptu yaşamdan, sonsuzluk perdesini aralayarak toprağa gömüldü. On binlerce nefes kendilerine can veren evlerinin yıkılan enkazında boğuldu.   Önceden haberleşmiş gibi saat alarmlarını 04.17’ye kurup aramızdan ayrıldı sevdikl...

Barışa Adanmış Bir Yaşam: Sırrı Süreyya Önder

İnsanlık tarihinde bir insanın ömrü, kısa bir andan ibarettir; bir tek nefes ya da mezar taşındaki doğum ve ölüm tarihleri arasına çizilen kısacık bir çizgidir adeta.  Herkes doğar, yaşar ve nihayetinde ölür. Kimisi az yaşar, kimisi çok. Bazıları yaşadığını zannederken, bazıları yaşamak için tüm ömrünü adar. Sırrı Süreyya Önder, onurlu bir yaşam için ömrünü çekinmeden adayanlardandır. Sırrı Süreyya Önder, Mezopotamya'nın insanlığa sunduğu en değerli armağanlardan biridir. O, yaşamın hakkını verenlerdendir. Kendisini borçlu hissettiği insana, doğaya ve börtü böceğe birlikte yaşamın sözünü verenlerdendir. Adıyaman'ın küçelerinde, çocukluğu beklenenden daha erken bitenlerdendir. Babası erken yaşta vefat eden çocukların çocuklukları da erkenden sona erer; omuzlarına henüz çocuk yaşta dert yüklenir. Sırrı Süreyya Önder, çocuk yaşta hem bu derdi üstlenmiş hem de başkalarının dertlerine ortak olmuştur. Erken yaşta kendisini haksızlıklara karşı duran bir birey olarak adamıştır. Olağan ...

Kahtalı Mıçe'ye Veda

Kahtalı Mıçe de aramızdan ayrıldı. Sonsuzluk denen büyük boşluk bir kişiyi daha aldı yanına. Varlığının anlamı, yokluğunda daha derin hissedileceklerden biri. Yeri kolay kolay dolmayacak bir halk ozanı. Dünya, iyi insanların yüzü suyu hürmetine döner derler. O iyi insanlardan biriydi Kahtalı Mıçe. Kendi dünyasında yaşam mücadelesi veren bir değerdi.Yediden yetmişe Adıyamanlıların gönlünde taht kurmasını bilmişti. Mıçe’nin ölümüyle birlikte bir taş daha dikildi kara toprağa. Adı, soyadı, doğum ile ölüm tarihleri arasına konacak olan küçük bir çizgi yer alacak soğuk mezar taşında. O kısa çizgi yaşadıklarının simgesi olacak. O kısa çizgiyi elinden geldikçe üreterek ve halkının içinde kalarak doldurmaya çalıştı. Kendisini var eden toplumla özdeşleşmiş bir kimliğe sahipti Kahtalı Mıçe. O, sadece bir ozan değil, neredeyse tüm bir Adıyaman’dı. Geçmiş ile bugün arasında bir köprüydü. Gündelik yaşamın izleri, eserlerine esin kaynağı oldu. Kadim coğrafyamızda sözlü tarihin önemli taşıyıcılarında...