Kış, çoğu zaman "11 ay kış, 1 ay Ramazan" şeklinde yapılan esprilere konu olacak kadar uzun ve çetin geçerdi. Kar, kartpostallardaki gibi romantik bir görüntü sunmaktan çok uzaktı. Yolları amansızca kapatır, köylerin dünyayla olan bağını koparırdı. Elektrikler kesilir, karanlık çöker, sular donar, yaşam adeta bir buz tabakası altında askıya alınırdı. Karlıova'nın Kızılçubuk köyünde ise bu durum daha belirgindi. Soğuk, iliklere işleyen bir ayazdı ve uzun kış ayları boyunca köylerin içini ürpertmeye yeterdi.
Kış, aslında bu coğrafyanın insanları için her zaman bir eziyet olmuştur. Ancak, bu uzun ve zorlu sürecin sonunda gelen bahar, çekilen tüm sıkıntıları unutturmaya değerdi. Karlar erimeye başladığında, toprağın altından ilk kardelenler başlarını usulca yukarıya doğru uzattığında, sanki yeryüzüne bir cennet bahçesi iniverirdi. Karlıova'nın Kızılçubuk köyünün yamaçlarında da bu coşku yaşanırdı.
Vadinin kalbinde akan Peri Çayı, kışın getirdiği sükunetin ardından, baharın enerjisiyle yatağını genişleterek tüm ihtişamıyla akmaya devam ederdi. Çocuklar, büyüklerinin kışın çektiği zorlukları tam olarak kavrayamasalar da, kar onlar için bir süre sonra hayatın doğal bir parçası haline gelir, hatta bazen bıkkınlık bile uyandırırdı. Ancak ne olursa olsun, her sonbaharın ardından aynı heyecanla karın ilk yağışını beklerlerdi. "Kar yağsın da okul tatil olsun!" dilekleri dillerinden düşmezdi. Ama nedense, ikinci günden sonra okul bahçesine gelir, öğretmenlerine "Okul ne zaman açılacak?" diye sormaktan da kendilerini alamazlardı.
Her yıl yaşanacak olan bu çetin kışa rağmen, kar aslında bu topraklar için bereketi de simgelerdi. Yağan kar ve yağmur suları toprağı derinlemesine sular, kuraklığı giderir, ardından eriyerek Peri Çayı'na karışırdı. Kar, uzun vadeli bir yatırımdı; toprak onu yavaş yavaş emer, baharla birlikte yeniden canlanırdı. Halkın kendi kadim takvimi vardı; modern zamanın Miladi takviminden ziyade, Rumi takvime göre yaşarlar, ayın döngüsüne göre şekillendirirlerdi hayatlarını. Gökyüzünün kızıllığında, rüzgarın fısıltısında karın ne zaman geleceğini okurlardı.
Peki, her sene en az altı ay sürecek olan bu zorlu kış, nasıl olur da heyecanla beklenirdi? Deyim yerindeyse karın içine doğan çocuklar, her yıl senenin ilk kar yağışını, hayatlarında ilk kez kar gören bir çocuğun o saf ve coşkulu heyecanıyla karşılarlardı. Teneffüs zili çaldığında, sanki sihirli bir değnek değmiş gibi kendilerini dışarı atar, yağan karın altında adeta dans ederlerdi. İlk kez kar görenle karın içinde büyüyen çocukların karla oynama süreleri neredeyse aynıydı. Sonrasında ise içten içe baharı beklemeye başlarlardı. Ekim ayında yere düşen karın Mart sonlarına doğru kalkacağını bilmelerine rağmen, baharın bir an önce gelmesi için dualar ederlerdi. Karlıova Kızılçubuk köyünün çocukları da bu coşkuya ortaktı; karlı tepelerde neşeyle koşup oynarlardı.
Belki de kışın getirdiği zorluklar, baharın o muhteşem uyanışının kıymetini daha da artırıyordu. Belki de karın toprağa verdiği bereket, çekilen tüm cefayı unutturuyordu. Belki de her şeye rağmen, doğanın bu döngüsüne duyulan o derin saygı ve umut, her yeni kar yağışını bir mucize gibi karşılamalarına neden oluyordu. İşte tam da bu yüzden, kışın beyaz örtüsü altında yeşeren bu umutla, halk her yıl baharı büyük bir coşku ve heyecanla karşılar. Kışın zorluklarına rağmen, baharın müjdecisi olan yeniden diriliş, toplumda umudu ve yeniden doğuşu simgeler. Tıpkı karın ardından gelen kardelenler gibi, zorlukların ardından gelen güzelliklere olan inançla...

O coğrafya da büyüyen biri olarak çocukluğuma anılarıma yolculuk ettim yüreğinize sağlık hocam
YanıtlaSilEllerinize sağlık hocam burda sadece hocamız değil yeri geldi baba yeri geldi abi yeri geldi arkadaş oldunuz bize eğitim dersten ibaret değildir iyiliği merhametli olmayı sevgiyi saygıyı biz sizden öğrendik bize verdiğiniz eğitimden ve göstermiş olduğunuz gayretten dolayı size minnettarız hakkınız ödenmez teşekkür ederiz ne kadar teşekkür etsekte az olur yolunuz açık olsun hocam her zaman kalbimizdesiniz
YanıtlaSilEyvallah Halza, yörenin üzerinde bıraktığı bu tatlı ve insan yüreğine ferahlık veren güzel duygularının, izlenimlerinin esintileriyle bizleri de o iklimlerin etkisi altına aldın.
YanıtlaSilYaşadığımız coğrafyayı bu kadar kalbe dokunacak şekilde ele almak anca o insanları yürekten anlamakla olacağına inanan biriyim, kaleminize sağlık.
YanıtlaSil“Hayatta en büyük mucize küçükken iyi bir öğretmene denk gelmektir.” sözündeki mucizeyi o köy çocuklarına yaşattığınız için hepsi adına teşekkür ediyorum 🌸