Ana içeriğe atla

AFAD 6 Şubat Depremini Biliyordu


Evet, Adıyaman AFAD 2021 yılı stratejisinde ilimizde 7.4 büyüklüğünde bir depremin meydana geleceğini yazmış. Amaç bir film senaryosu değilse, böyle bir senaryo neden yazılmış? Tarih olarak da 19 Mart 2023 tarihi not düşülmüş. Yani 6 Şubat depreminden tam 41 gün sonrası için oluşturulmuş senaryo.

“En kötü senaryo” başlığı altında öngörülen raporda depremin 7.4 şiddetinde meydana geleceği belirtilmiş. Depremin merkez üssünün Gölbaşı ilçesi olacağından Adıyaman, Besni ve Gölbaşı ilçelerinin bu depremden çok büyük etkileneceği özellikle belirtilmiş stratejik planda.

Raporda kırılacak olan fay hattının başka bir fay hattını da harekete geçireceği belirtilmiş. Depremin şiddetinin çok büyük olması sebebiyle, şehirlerin yerle bir olacağından, önlemler alınmadığından bahsediliyor. Kentlerin kurulu olduğu zeminin topografik yapısı dolayısıyla yerleşim yeri kurulması açısından uygun olmayacağından, binaların denetimsizliğinden ve liyakatsiz kişilerin iş başında olduğu da raporda yer bulmuş.

6 Şubat büyük tufanında raporda öngörülen en kötü senaryo gerçekleşti. Yani tahmin edilen oldu. Deprem biliniyordu ve sonuçlarının çok ağır olacağı 2021 stratejisinde ele alınıp, gerekli kurumlarla paylaşılmış.

Göz göre göre gelen bir felaketin sonucu çok ağır oldu. On binlerce insan yaşamını yitirdi. Bir o kadarı sakat kaldı, yüz binlercesi evinden yurdundan oldu.

Bilimsel veriler depremin olacağına işaret ediyor. Ve önlem alın diye uyarı yapıyor. Hem de en stratejik konuma sahip AFAD böyle bir raporu hazırlıyor. Yani tam da önlem alması ve diğer kurumlarla koordinasyonu sağlaması gereken kurum.

Depremin olacağını engelleyemezsiniz, ancak önlem alabilirsiniz. Kayıpları en aza indirebilirsiniz. Kimse bu kadar büyük depremi beklemiyordu gibi yöneticilerin sözleri kendilerini aklamaktan başka bir şey değil. Tam tersine yöneticisi olduğunuz kurumlar bu depremi öngörüyormuş.

Sonuç, kendi yazdıkları senaryoyu kendileri ciddiye almamış. Beklenen depremin öncesinde önlem almak, uyarmak yerine nasıl Allah’a havale ettiysek, sonrasını da Allah’a havale ederiz deyip işin içinden çıkmışlar.

Üzeyir Ergül

uzeyir-ergul@hotmail.com


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

6 Şubat’ın Ağırlığı

 Toprağa düşen her can yakınlarından ve sevdiklerinden bir şeyler götürür beraberinde. 6 Şubat’ın 4.17’sinde, "Biz artık yokuz kalan ömürlerinizle idare edin." der gibi vedalaşmadan ayrıldılar hayatımızdan sevdiklerimiz.  Zamansız gidenler kendileriyle beraber güzel olan ne varsa alıp götürdüler. Ne gecenin zifiri karanlığı ne kışın sert soğuğu engel olamadı onlara. Yakınlarının insan üstü çabası onları kurtarmaya yetmedi. İnsan yetersiz kaldı o gece sevdiklerine, zaman tükendi, ses kesildi.   Kulaklarda yankılanan imdat sesine karşı hiçbir şey yapamamın çaresizliğini ve ezikliğini yaşadı ölenlerin yakınları. Bir ömür boyu kulakta yankılanacak olan o ses, sessizliğin en büyük gürültüsü olmaya devam ediyor.  Bir gecede on binlerce insan koptu yaşamdan, sonsuzluk perdesini aralayarak toprağa gömüldü. On binlerce nefes kendilerine can veren evlerinin yıkılan enkazında boğuldu.   Önceden haberleşmiş gibi saat alarmlarını 04.17’ye kurup aramızdan ayrıldı sevdikl...

Barışa Adanmış Bir Yaşam: Sırrı Süreyya Önder

İnsanlık tarihinde bir insanın ömrü, kısa bir andan ibarettir; bir tek nefes ya da mezar taşındaki doğum ve ölüm tarihleri arasına çizilen kısacık bir çizgidir adeta.  Herkes doğar, yaşar ve nihayetinde ölür. Kimisi az yaşar, kimisi çok. Bazıları yaşadığını zannederken, bazıları yaşamak için tüm ömrünü adar. Sırrı Süreyya Önder, onurlu bir yaşam için ömrünü çekinmeden adayanlardandır. Sırrı Süreyya Önder, Mezopotamya'nın insanlığa sunduğu en değerli armağanlardan biridir. O, yaşamın hakkını verenlerdendir. Kendisini borçlu hissettiği insana, doğaya ve börtü böceğe birlikte yaşamın sözünü verenlerdendir. Adıyaman'ın küçelerinde, çocukluğu beklenenden daha erken bitenlerdendir. Babası erken yaşta vefat eden çocukların çocuklukları da erkenden sona erer; omuzlarına henüz çocuk yaşta dert yüklenir. Sırrı Süreyya Önder, çocuk yaşta hem bu derdi üstlenmiş hem de başkalarının dertlerine ortak olmuştur. Erken yaşta kendisini haksızlıklara karşı duran bir birey olarak adamıştır. Olağan ...

Kahtalı Mıçe'ye Veda

Kahtalı Mıçe de aramızdan ayrıldı. Sonsuzluk denen büyük boşluk bir kişiyi daha aldı yanına. Varlığının anlamı, yokluğunda daha derin hissedileceklerden biri. Yeri kolay kolay dolmayacak bir halk ozanı. Dünya, iyi insanların yüzü suyu hürmetine döner derler. O iyi insanlardan biriydi Kahtalı Mıçe. Kendi dünyasında yaşam mücadelesi veren bir değerdi.Yediden yetmişe Adıyamanlıların gönlünde taht kurmasını bilmişti. Mıçe’nin ölümüyle birlikte bir taş daha dikildi kara toprağa. Adı, soyadı, doğum ile ölüm tarihleri arasına konacak olan küçük bir çizgi yer alacak soğuk mezar taşında. O kısa çizgi yaşadıklarının simgesi olacak. O kısa çizgiyi elinden geldikçe üreterek ve halkının içinde kalarak doldurmaya çalıştı. Kendisini var eden toplumla özdeşleşmiş bir kimliğe sahipti Kahtalı Mıçe. O, sadece bir ozan değil, neredeyse tüm bir Adıyaman’dı. Geçmiş ile bugün arasında bir köprüydü. Gündelik yaşamın izleri, eserlerine esin kaynağı oldu. Kadim coğrafyamızda sözlü tarihin önemli taşıyıcılarında...