Ana içeriğe atla

6 Şubat Hiç Yaşanmamış Gibi


Binlerce yıl geçse de unutulmayacak bir tufanı 7 ay gibi kısa bir sürede unutturdular. Biz buna bellek yitimi diyoruz. Aslında bellekten silme. Depremden dolayı koltukları sallanmayanlar insanların belleklerine müdahale ediyorlar.

Asrın felaketi diyerek ihmalkarlıklarına kılıf uyduranlar bir sosyal mühendislik projesi sayesinde 6 Şubat'ı insanların yaşamlarından çıkardılar. Karar vericiler için 6 Şubat büyük bir tufan değil sıradan bir doğa olayı olarak ele alınmakta. Bakın depremin üzerinden 7 ay geçti ama sanki 700 yıl öncesinde yaşanmış bir olay gibi ele alıp geçiştiriyoruz.

11 ili ve Gazimağusa'yı da sayarsak 12 ili etkileyen, kadim şehirler Adıyaman ve Hatay illerini haritadan silen, on binlerce insanı yaşamdan koparan, binlercesini sakat bırakan bir olayı 210 gün gibi kısa bir sürede unuttuk.


Gücü elinde tutan geçmişi silebiliyor, kendi menfaati doğrultusunda yaşananları değiştirebiliyor. Ve o olaydan kendi menfaati nasıl şekillenecekse topluma da o şekilde entegre ettirebiliyor. Adeta tarihi yeniden yazabiliyor.


Evet 7 ayda unutturdular yani 210 günde. Aksini iddia etmek imkansız neredeyse. Bakın bugün depremden dolayı yaşamını yitirenler, sakat kalanlar ve yerlebir olmuş şehirler için hiçkimse tufandan önce neden önlem alınmadı, neden kimse yargılanmıyor diye sormuyor. Herkes enkazlar neden geç kaldırılıyor, neden demir ayrıştırması susuz bir şekilde ve yerinde yapılıyor diye soruyor. Kimse ilk 4 gün neden hiçbir yardım gelmedi diye sormuyor. Herkes kiraların artışından ve hırsızlıktan bahsediyor. Güç kimdeyse gündemi de o belirliyor. Amaç hedef şaşırtmak, insanların başka konularla oyalanmasını ve asıl konuşmaları gerekenleri konuşturmamak ve yargılamaları gerekenleri yargılamamalarını sağlamak.

Enkazlar aslında geç kaldırılmıyor tam tersi çok hızlı kaldırılıyor. Ortada adli davalara konu olacak deliller bırakılmıyor. Bir an önce şehri enkazlardan arındıralım ve hiç bir şey olmamış gibi hayata devam edelim diyen güç odakları elini çok hızlı tutuyor. Şehirden son moloz yığını kalkınca bellekte 6 Şubat büyük depremi de kalmayacak.

Şehirler yıkılır yeniden kurulur. Yeri gelmiş şehirlerin yerleri değiştirilmiştir. Yusufeli barajindan dolayı Yusufeli ilçesinin yeri birçok kez değiştirilmiştir. Samsat ilçesi Atatürk Barajından dolayı yeri değiştirilen ilçelerden. Çok kısa bir sürede yeni bir şehir kurulur. Binlerce yılda kurulan şehirlerin yanında 10 yılda şehrin kurulması çok kısa bir süre sayılır. Ama yitirdiklerinizi geri getiremezsiniz. Yeniden yitirmemek için unutmamak gerekiyor. İnatla ihmali bulunanların hesap vermesi ve cezalandırılması için gündemden 6 Şubat'ın düşmemesi gerekiyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

6 Şubat’ın Ağırlığı

 Toprağa düşen her can yakınlarından ve sevdiklerinden bir şeyler götürür beraberinde. 6 Şubat’ın 4.17’sinde, "Biz artık yokuz kalan ömürlerinizle idare edin." der gibi vedalaşmadan ayrıldılar hayatımızdan sevdiklerimiz.  Zamansız gidenler kendileriyle beraber güzel olan ne varsa alıp götürdüler. Ne gecenin zifiri karanlığı ne kışın sert soğuğu engel olamadı onlara. Yakınlarının insan üstü çabası onları kurtarmaya yetmedi. İnsan yetersiz kaldı o gece sevdiklerine, zaman tükendi, ses kesildi.   Kulaklarda yankılanan imdat sesine karşı hiçbir şey yapamamın çaresizliğini ve ezikliğini yaşadı ölenlerin yakınları. Bir ömür boyu kulakta yankılanacak olan o ses, sessizliğin en büyük gürültüsü olmaya devam ediyor.  Bir gecede on binlerce insan koptu yaşamdan, sonsuzluk perdesini aralayarak toprağa gömüldü. On binlerce nefes kendilerine can veren evlerinin yıkılan enkazında boğuldu.   Önceden haberleşmiş gibi saat alarmlarını 04.17’ye kurup aramızdan ayrıldı sevdikl...

Barışa Adanmış Bir Yaşam: Sırrı Süreyya Önder

İnsanlık tarihinde bir insanın ömrü, kısa bir andan ibarettir; bir tek nefes ya da mezar taşındaki doğum ve ölüm tarihleri arasına çizilen kısacık bir çizgidir adeta.  Herkes doğar, yaşar ve nihayetinde ölür. Kimisi az yaşar, kimisi çok. Bazıları yaşadığını zannederken, bazıları yaşamak için tüm ömrünü adar. Sırrı Süreyya Önder, onurlu bir yaşam için ömrünü çekinmeden adayanlardandır. Sırrı Süreyya Önder, Mezopotamya'nın insanlığa sunduğu en değerli armağanlardan biridir. O, yaşamın hakkını verenlerdendir. Kendisini borçlu hissettiği insana, doğaya ve börtü böceğe birlikte yaşamın sözünü verenlerdendir. Adıyaman'ın küçelerinde, çocukluğu beklenenden daha erken bitenlerdendir. Babası erken yaşta vefat eden çocukların çocuklukları da erkenden sona erer; omuzlarına henüz çocuk yaşta dert yüklenir. Sırrı Süreyya Önder, çocuk yaşta hem bu derdi üstlenmiş hem de başkalarının dertlerine ortak olmuştur. Erken yaşta kendisini haksızlıklara karşı duran bir birey olarak adamıştır. Olağan ...

Kahtalı Mıçe'ye Veda

Kahtalı Mıçe de aramızdan ayrıldı. Sonsuzluk denen büyük boşluk bir kişiyi daha aldı yanına. Varlığının anlamı, yokluğunda daha derin hissedileceklerden biri. Yeri kolay kolay dolmayacak bir halk ozanı. Dünya, iyi insanların yüzü suyu hürmetine döner derler. O iyi insanlardan biriydi Kahtalı Mıçe. Kendi dünyasında yaşam mücadelesi veren bir değerdi.Yediden yetmişe Adıyamanlıların gönlünde taht kurmasını bilmişti. Mıçe’nin ölümüyle birlikte bir taş daha dikildi kara toprağa. Adı, soyadı, doğum ile ölüm tarihleri arasına konacak olan küçük bir çizgi yer alacak soğuk mezar taşında. O kısa çizgi yaşadıklarının simgesi olacak. O kısa çizgiyi elinden geldikçe üreterek ve halkının içinde kalarak doldurmaya çalıştı. Kendisini var eden toplumla özdeşleşmiş bir kimliğe sahipti Kahtalı Mıçe. O, sadece bir ozan değil, neredeyse tüm bir Adıyaman’dı. Geçmiş ile bugün arasında bir köprüydü. Gündelik yaşamın izleri, eserlerine esin kaynağı oldu. Kadim coğrafyamızda sözlü tarihin önemli taşıyıcılarında...