Ana içeriğe atla

Memleketin Olmayan Psikolojisi



Büyük tufan sonrasında resmi olarak hiçbir merci sorumluluk üstlenip hesap vermeye yanaşmadı. Büyük tufan sıradan bir 3. sayfa haberi gibi arşivlerde yerini alacak.

Depremden bu yana yirminin üzerinde yazı kaleme almaya çalıştım. Deprem yerine daha çok büyük tufanı kullanmayı tercih ettim. Çünkü bir depremden çok daha fazlasıydı yaşadığımız. Yaşanan doğa olayina bir isim verilecekse eğer bu "Büyük Tufan" olmalıydı.

Evet yaşanan büyük tufandı ama sonrasında olay büyük bir tufan değil sıradan bir depremmiş gibi ele alındı. Tufanın büyüklüğü karşısında tek büyük olan şey halkların dayanışmasıydı. Gerek yurt içinden gerek yurt dışından adeta insanlar iyilik yağmuru olup gökyüzünden yağmıştı deprem bölgesine.

AFAD'ın medyaya yansıyan 2021 raporunda yaşanabilecek en kötü senaryo kaleme alınmıştı. 6 Şubat tufanı AFAD'ın raporundaki en kötü senaryoydu. Senaryosu yazılan ve beklenen tufanla ilgili önlem almayan yetkili merciler deprem sonrasını da yönetemedi.

Kriz anında ve sonrasında yaşanan ihmallerden dolayı halen birilerinin adli mercilerce yargılanmasını iyi niyetle bekliyoruz. 

Resmi mercilerde durum yukarıda özetledigimiz gibiyken halkın psikolojisi yeniden tanımlanması gereken bir vaka adeta. Yakınlarını kaybedenler tüm hislerini kaybetmiş durumda. Acının nirvanasını yaşayanlar hiçbir şey hissetmediklerini dile getiriyor. Kaybettikleri şeyin halen şokunu yaşayan insanlar geleceklerini travma üzerine inşa ettiklerinin bilincinde değiller.

122 gün sonra, yetkililerce kontrol edildi diye not düşülen bir enkazdan 20 yaşında genç bir kadının çürümüş cesedi bulundu. Yaşaması gereken, geleceğe dair hayalleri olan gencecik bir üniversite öğrencisinin 122 gün sonra bulunan cesedinin geç bulunmasına isyan ediyoruz. Öldüğüne değil, geç bulunan cesede sitem ediyoruz.

Sude Nur Duran 20 yaşındaydı. Üniversite öğrencisiydi. Tatil nedeniyle ailesinin yanındaydı. 6 Şubat'ta yaşanan büyük tufanda ailesiyle birlikte yaşamından oldu. 122 gün sonra cesedi bulundu. 122 gün sonra çürümüş bedeni ceset torbasına kondu.

İnsan yaşamının bu kadar basit olduğu bir coğrafya dünya üzerinde ne kadar yer kaplar. Memleketin ruh hali canlısını değil, enkazdan 1 gün sonra çıkarılan cesede sevinecek durumdaydı. 6 Şubattan bu yana memleketin ruh hali halen büyük tufanın şokunu yaşayanlarla işi fırsata çevirenler arasında bir yerde. 

Olmayan memleketin olmayan psikolojisini nasıl ele alacağımızı bilmiyoruz.


Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

6 Şubat’ın Ağırlığı

 Toprağa düşen her can yakınlarından ve sevdiklerinden bir şeyler götürür beraberinde. 6 Şubat’ın 4.17’sinde, "Biz artık yokuz kalan ömürlerinizle idare edin." der gibi vedalaşmadan ayrıldılar hayatımızdan sevdiklerimiz.  Zamansız gidenler kendileriyle beraber güzel olan ne varsa alıp götürdüler. Ne gecenin zifiri karanlığı ne kışın sert soğuğu engel olamadı onlara. Yakınlarının insan üstü çabası onları kurtarmaya yetmedi. İnsan yetersiz kaldı o gece sevdiklerine, zaman tükendi, ses kesildi.   Kulaklarda yankılanan imdat sesine karşı hiçbir şey yapamamın çaresizliğini ve ezikliğini yaşadı ölenlerin yakınları. Bir ömür boyu kulakta yankılanacak olan o ses, sessizliğin en büyük gürültüsü olmaya devam ediyor.  Bir gecede on binlerce insan koptu yaşamdan, sonsuzluk perdesini aralayarak toprağa gömüldü. On binlerce nefes kendilerine can veren evlerinin yıkılan enkazında boğuldu.   Önceden haberleşmiş gibi saat alarmlarını 04.17’ye kurup aramızdan ayrıldı sevdikl...

Barışa Adanmış Bir Yaşam: Sırrı Süreyya Önder

İnsanlık tarihinde bir insanın ömrü, kısa bir andan ibarettir; bir tek nefes ya da mezar taşındaki doğum ve ölüm tarihleri arasına çizilen kısacık bir çizgidir adeta.  Herkes doğar, yaşar ve nihayetinde ölür. Kimisi az yaşar, kimisi çok. Bazıları yaşadığını zannederken, bazıları yaşamak için tüm ömrünü adar. Sırrı Süreyya Önder, onurlu bir yaşam için ömrünü çekinmeden adayanlardandır. Sırrı Süreyya Önder, Mezopotamya'nın insanlığa sunduğu en değerli armağanlardan biridir. O, yaşamın hakkını verenlerdendir. Kendisini borçlu hissettiği insana, doğaya ve börtü böceğe birlikte yaşamın sözünü verenlerdendir. Adıyaman'ın küçelerinde, çocukluğu beklenenden daha erken bitenlerdendir. Babası erken yaşta vefat eden çocukların çocuklukları da erkenden sona erer; omuzlarına henüz çocuk yaşta dert yüklenir. Sırrı Süreyya Önder, çocuk yaşta hem bu derdi üstlenmiş hem de başkalarının dertlerine ortak olmuştur. Erken yaşta kendisini haksızlıklara karşı duran bir birey olarak adamıştır. Olağan ...

Kahtalı Mıçe'ye Veda

Kahtalı Mıçe de aramızdan ayrıldı. Sonsuzluk denen büyük boşluk bir kişiyi daha aldı yanına. Varlığının anlamı, yokluğunda daha derin hissedileceklerden biri. Yeri kolay kolay dolmayacak bir halk ozanı. Dünya, iyi insanların yüzü suyu hürmetine döner derler. O iyi insanlardan biriydi Kahtalı Mıçe. Kendi dünyasında yaşam mücadelesi veren bir değerdi.Yediden yetmişe Adıyamanlıların gönlünde taht kurmasını bilmişti. Mıçe’nin ölümüyle birlikte bir taş daha dikildi kara toprağa. Adı, soyadı, doğum ile ölüm tarihleri arasına konacak olan küçük bir çizgi yer alacak soğuk mezar taşında. O kısa çizgi yaşadıklarının simgesi olacak. O kısa çizgiyi elinden geldikçe üreterek ve halkının içinde kalarak doldurmaya çalıştı. Kendisini var eden toplumla özdeşleşmiş bir kimliğe sahipti Kahtalı Mıçe. O, sadece bir ozan değil, neredeyse tüm bir Adıyaman’dı. Geçmiş ile bugün arasında bir köprüydü. Gündelik yaşamın izleri, eserlerine esin kaynağı oldu. Kadim coğrafyamızda sözlü tarihin önemli taşıyıcılarında...