Ana içeriğe atla

6 Şubat Sonrası Adıyaman'ı Solumak

Her gün binlerce insanın yürüdüğü kaldırımları bugün şans eseri hayatta kalanlar adımlıyor. Yüzlerce insanın beklediği dolmuş duraklarında bastonuyla hayata tutunmaya çalışan yarı ölü yarı sağ insanlar gözlerimize takılıyor. Ve toplu taşıtlarda yer verilmesi gereken sakat insanların sayısı artık görmezden gelinmeyecek kadar çok.

Şehrin tüm sıkıntısını bedeninde taşıyan ve yüzlerindeki acıyı saklayamayan yorgun insanlar, enkaz kaldırma çalışmaları sırasında çıkan asbest tozlarını soluyorlar. Ciğerlere dolan bu gaz yıllar sonra telafisi mümkün olmayan rahatsızlıklara sebep olacak.

Kulaklarında enkaz altında kalan yakınlarının sesi yankılanan, yaşadığına sevinemeyen biçare şehirliler takılıyor gözlerinize. Yakınlarını ve sevdiklerini kaybedenler, tüm duyularını yitirmiş şekilde birbirlerine sokularak hayata tutunmaya çalışıyorlar.

Herkesin bir kaybı var, bazılarının daha fazla. Kimi ailesinden, kimi ailesinden öte kapı komşusunu, arkadaşını, dostunu kaybetmiş. Kaybı olanlar en can alıcı yerinden almış yarayı.

Deprem anı ve sonrasında yaşanan çaresizlik binlerce kez aynı kelimelerle ifade ediliyor ve bu dile getirilirken kelimeler boğazda düğümleniyor. Hepsinde susturulmuş bir isyan hali var ve bu bastırılmış isyan halinin ömür boyu sürecek travmaları ve telafisi mümkün olmayan sonuçları olacak.

Çadırlar, konteynırlar, prefabrik evler ve sonrasında umutla beklenen toplu konutlar...Bir şehrin insanı hayata tutunmaya çalışıyor. Şehirde artık tanımlanamayan bir yaşam var.

Şehirdekiler susmuş durumda. Medyaya yansıyan, deprem olmamış gibi davrananlar deprem sonrasını fırsata çevirenlerden başkaları değil.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

6 Şubat’ın Ağırlığı

 Toprağa düşen her can yakınlarından ve sevdiklerinden bir şeyler götürür beraberinde. 6 Şubat’ın 4.17’sinde, "Biz artık yokuz kalan ömürlerinizle idare edin." der gibi vedalaşmadan ayrıldılar hayatımızdan sevdiklerimiz.  Zamansız gidenler kendileriyle beraber güzel olan ne varsa alıp götürdüler. Ne gecenin zifiri karanlığı ne kışın sert soğuğu engel olamadı onlara. Yakınlarının insan üstü çabası onları kurtarmaya yetmedi. İnsan yetersiz kaldı o gece sevdiklerine, zaman tükendi, ses kesildi.   Kulaklarda yankılanan imdat sesine karşı hiçbir şey yapamamın çaresizliğini ve ezikliğini yaşadı ölenlerin yakınları. Bir ömür boyu kulakta yankılanacak olan o ses, sessizliğin en büyük gürültüsü olmaya devam ediyor.  Bir gecede on binlerce insan koptu yaşamdan, sonsuzluk perdesini aralayarak toprağa gömüldü. On binlerce nefes kendilerine can veren evlerinin yıkılan enkazında boğuldu.   Önceden haberleşmiş gibi saat alarmlarını 04.17’ye kurup aramızdan ayrıldı sevdikl...

Barışa Adanmış Bir Yaşam: Sırrı Süreyya Önder

İnsanlık tarihinde bir insanın ömrü, kısa bir andan ibarettir; bir tek nefes ya da mezar taşındaki doğum ve ölüm tarihleri arasına çizilen kısacık bir çizgidir adeta.  Herkes doğar, yaşar ve nihayetinde ölür. Kimisi az yaşar, kimisi çok. Bazıları yaşadığını zannederken, bazıları yaşamak için tüm ömrünü adar. Sırrı Süreyya Önder, onurlu bir yaşam için ömrünü çekinmeden adayanlardandır. Sırrı Süreyya Önder, Mezopotamya'nın insanlığa sunduğu en değerli armağanlardan biridir. O, yaşamın hakkını verenlerdendir. Kendisini borçlu hissettiği insana, doğaya ve börtü böceğe birlikte yaşamın sözünü verenlerdendir. Adıyaman'ın küçelerinde, çocukluğu beklenenden daha erken bitenlerdendir. Babası erken yaşta vefat eden çocukların çocuklukları da erkenden sona erer; omuzlarına henüz çocuk yaşta dert yüklenir. Sırrı Süreyya Önder, çocuk yaşta hem bu derdi üstlenmiş hem de başkalarının dertlerine ortak olmuştur. Erken yaşta kendisini haksızlıklara karşı duran bir birey olarak adamıştır. Olağan ...

Kahtalı Mıçe'ye Veda

Kahtalı Mıçe de aramızdan ayrıldı. Sonsuzluk denen büyük boşluk bir kişiyi daha aldı yanına. Varlığının anlamı, yokluğunda daha derin hissedileceklerden biri. Yeri kolay kolay dolmayacak bir halk ozanı. Dünya, iyi insanların yüzü suyu hürmetine döner derler. O iyi insanlardan biriydi Kahtalı Mıçe. Kendi dünyasında yaşam mücadelesi veren bir değerdi.Yediden yetmişe Adıyamanlıların gönlünde taht kurmasını bilmişti. Mıçe’nin ölümüyle birlikte bir taş daha dikildi kara toprağa. Adı, soyadı, doğum ile ölüm tarihleri arasına konacak olan küçük bir çizgi yer alacak soğuk mezar taşında. O kısa çizgi yaşadıklarının simgesi olacak. O kısa çizgiyi elinden geldikçe üreterek ve halkının içinde kalarak doldurmaya çalıştı. Kendisini var eden toplumla özdeşleşmiş bir kimliğe sahipti Kahtalı Mıçe. O, sadece bir ozan değil, neredeyse tüm bir Adıyaman’dı. Geçmiş ile bugün arasında bir köprüydü. Gündelik yaşamın izleri, eserlerine esin kaynağı oldu. Kadim coğrafyamızda sözlü tarihin önemli taşıyıcılarında...