Her gün binlerce insanın yürüdüğü kaldırımları bugün şans eseri hayatta kalanlar adımlıyor. Yüzlerce insanın beklediği dolmuş duraklarında bastonuyla hayata tutunmaya çalışan yarı ölü yarı sağ insanlar gözlerimize takılıyor. Ve toplu taşıtlarda yer verilmesi gereken sakat insanların sayısı artık görmezden gelinmeyecek kadar çok.
Şehrin tüm sıkıntısını bedeninde taşıyan ve yüzlerindeki acıyı saklayamayan yorgun insanlar, enkaz kaldırma çalışmaları sırasında çıkan asbest tozlarını soluyorlar. Ciğerlere dolan bu gaz yıllar sonra telafisi mümkün olmayan rahatsızlıklara sebep olacak.
Kulaklarında enkaz altında kalan yakınlarının sesi yankılanan, yaşadığına sevinemeyen biçare şehirliler takılıyor gözlerinize. Yakınlarını ve sevdiklerini kaybedenler, tüm duyularını yitirmiş şekilde birbirlerine sokularak hayata tutunmaya çalışıyorlar.
Herkesin bir kaybı var, bazılarının daha fazla. Kimi ailesinden, kimi ailesinden öte kapı komşusunu, arkadaşını, dostunu kaybetmiş. Kaybı olanlar en can alıcı yerinden almış yarayı.
Deprem anı ve sonrasında yaşanan çaresizlik binlerce kez aynı kelimelerle ifade ediliyor ve bu dile getirilirken kelimeler boğazda düğümleniyor. Hepsinde susturulmuş bir isyan hali var ve bu bastırılmış isyan halinin ömür boyu sürecek travmaları ve telafisi mümkün olmayan sonuçları olacak.
Çadırlar, konteynırlar, prefabrik evler ve sonrasında umutla beklenen toplu konutlar...Bir şehrin insanı hayata tutunmaya çalışıyor. Şehirde artık tanımlanamayan bir yaşam var.
Şehirdekiler susmuş durumda. Medyaya yansıyan, deprem olmamış gibi davrananlar deprem sonrasını fırsata çevirenlerden başkaları değil.

Yorumlar
Yorum Gönder