Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

6 Şubat Sonrası Adıyaman'ı Solumak

Her gün binlerce insanın yürüdüğü kaldırımları bugün şans eseri hayatta kalanlar adımlıyor. Yüzlerce insanın beklediği dolmuş duraklarında bastonuyla hayata tutunmaya çalışan yarı ölü yarı sağ insanlar gözlerimize takılıyor. Ve toplu taşıtlarda yer verilmesi gereken sakat insanların sayısı artık görmezden gelinmeyecek kadar çok. Şehrin tüm sıkıntısını bedeninde taşıyan ve yüzlerindeki acıyı saklayamayan yorgun insanlar, enkaz kaldırma çalışmaları sırasında çıkan asbest tozlarını soluyorlar. Ciğerlere dolan bu gaz yıllar sonra telafisi mümkün olmayan rahatsızlıklara sebep olacak. Kulaklarında enkaz altında kalan yakınlarının sesi yankılanan, yaşadığına sevinemeyen biçare şehirliler takılıyor gözlerinize. Yakınlarını ve sevdiklerini kaybedenler, tüm duyularını yitirmiş şekilde birbirlerine sokularak hayata tutunmaya çalışıyorlar. Herkesin bir kaybı var, bazılarının daha fazla. Kimi ailesinden, kimi ailesinden öte kapı komşusunu, arkadaşını, dostunu kaybetmiş. Kaybı olanlar en can alıcı y...

Yarayı Yama ile Kapatamazsınız

  6 Şubat tufanı, yakınlarını ve sevdiklerini kaybeden insanlarda kabuk bağlamayan yaralar açtı. Ne geçen zaman ne de yaşamın uğraşları acının dinmesine vesile olmuyor. Sığınılan zaman, acıyı dindirmek yerine anıların yeniden canlanmasına zemin hazırlıyor. Ve acı, en taze haliyle bizleri yakmaya devam ediyor. 1 ay geçti, 2 ay geçti, 3 ay geçti, 100 gün geçti, yakında 1 yıl olacak... Tufandan sonraki her takvim yaprağı, adeta bir anma gününe işaret ediyor. Tufan, depremde yakınlarını kaybedenler için bir milat oldu. Tufandan sonrasını yaşıyoruz. Ama zaman tufandan bir saniye ötesine geçemiyor. Yaşam, hem toprağa gömülü olanlar için hem de toprağa gömenler için yarım kaldı. Toprağın altı ve üstü, 6 Şubat'ta aynı acıda bütünleşti. Yaranın zamanla kabuk bağlaması beklenir.  Dışarıdan yara üzerine hiçbir şekilde yama yapamazsınız.Hiçbir yama, yarayı kabuk oluşturarak saramaz. Unutmamak ve unutturmamak adına, böyle tufanların bir daha yaşanmaması için yaramızı dillendirip kağıd...

Çocuklara Borçlanılan Yaşama Dair

  Pandemi döneminde çocukları sokaklardan alıp eve kapatmıştık. Dışarıyı yasaklayıp içeride kalmaları konusunda onlari ikna etmeye çalıştık. Çocukluklarını ellerinden aldık. Sokakları çocuk sesinden mahrum bıraktık. Sokaklar ve sokak oyunları salgının yayılma hızını arttıran etmenler olarak lanse edilmişti. Arkadaşlarından kopardığımız çocuklarımızın yeni oyun arkadaşı bizler olmuştuk. Evlerimizde onlarla çocuk olup bol bol oyunlar oynadık. Çocukluğu sokakta geçen bizler, yeniden çocuk olduk. Yeni ev oyunları keşfettik. Deneyler yaptık, odalarımızda çadırlar kurduk, yüzlerimizi boyadık. Öyle ki çok yorulduk evin içinde, kendimize ayıracak zaman bile bulamadık. Bir mevsimi evlerin içinde geçirdi çocuklar. Onlara bir bahar borçlanmıştık. Pandemi sonrasının çok daha güzel olacağına dair inandığımız doğruları söylemiştik. Özellikle ailesinde can kaybı olmayan çocuklar pandemi sonrası çocukluklarına kaldıkları yerden devam edebilecekti. Pandemi döneminde inanarak söylediğimiz doğrular 6...

İlerisi İçin Karar Verememek

Milyonlarca insanın yaşamı, büyük bir tufan sonrasında, 2 dakika içinde ters düz oldu. Geleceğe yönelik tüm planlar geçerliliğini yitirdi ve insanlar radikal kararlar almak zorunda kalıyor. Uygulamaya konan kararların ne gibi sonuçlar doğuracağını şimdiden kestirmek mümkün değil. Umuyoruz alınan kararlar herkes için en doğru karar olur. Ellerinde avuçlarında neyi var neyi yok kaybeden insanlar adeta sudan çıkmış balığa döndüler. Yılların birikimi saniyeler içerisinde çöpe dönüşüverdi. İçerisinde bulunulan süreç, sağlıklı kararlar alınmasına engel teşkil ediyor. Öyle bir süreç içerisindeyiz ki dün almış olduğumuz karar, bugün bize çok saçma gelebiliyor. Geçen hafta aldığımız ve kesinlikle uygulayacağım dediğimiz kararımız, bu hafta ele alınca ne kadar yanlış bir karar olduğunu fark edebiliyoruz. İnsanlar ne yapacaklarını bilmiyor. Memlekette kalmak ve gitmek arasında seçim yapmanın zorluğunu yaşıyorlar. Giderlerse pişman, kalırlarsa pişman olacaklarından korkuyorlar. İnsanların şu anda ...

Ey Kadim Şehir Adıyaman!

Kelimeler bazen hüzün kokar, bazen umut. Bazen gözyaşına eş değerdir her bir kelime ve damla damla akar kalemin ucundan kağıda. Şimdi arkasına yaslanmış bir şehir var yarı ölü yarı sağ. Kimi kimsesi yok yeryüzünde. Kendi derdine yanıyor usulca. Sesi duyulsun istemiyor, korkuyor "korku tanrılarını" incitmekten. Tanrılar tahtlarında seyre durdu o gece. Karla kaplanan tanrılar dağı soğuk yelini göndermişti kadim şehrin üstüne yardım etmek yerine. Ve kendine sığınanların üzerini örtememişti kadim şehir. Soğuk her zamankinden daha da dondurucuydu. Yer yerinden oynayıp derinlerden gelen ses kulakları sağır ederken gökyüzü yağmur olup akmıştı şehrin üstüne. Arkasına yaslanan şehir önü sıra akan Fırat’a bakıyor. Yağan yağmur suları enkaz altından nice kanlar taşımıştı o Mezopotamya toprağına can veren Fırat’a. Fırat suyu yine kan akmıştı yıllar sonra. Şimdi zaman durdu, bilinen tüm kötü kehanetler gerçekleşmiş gibi içinden çıkılmaz bir hale döndü. Dipsiz bir kuyunun en derinlerinde...