Büyük tufan öncesinde aralıklarla Adıyaman'ın kadim gecmişi ile ilgili yazılar kaleme almaya çalışırdım. Kentin geçmişi üzerine tarih okuması yapmak isteyenler için birçok ipucu vardi şehrin değişik noktalarında.
Kadim Mezopotamya coğrafyasının en önemli yerleşkelerinden olan Kommagene Krallığının izleri gizemli bir geçmişe aittir. Yazılı bir yapıt yoktur elinizde. Belli bir noktadan sonrasına geçemezsiniz. İpuçları belli yere kadar götürür sizi.
Tanrıların tahtı Nemrut Dağı doğu ve batı medeniyetlerinin kesişim noktasında yer almaktadır. Fırat'ın beslediği bereketli topraklardan olan Adıyaman'da savaşın izi yoktur. Savaşın izinin olmadığı topraklarda savaş yerine belirli zaman aralıklarında büyük depremlerle yıkılmış kalıntılar çokça bulunur.
Savaşın olmadığı bu topraklar değişik zaman aralıklarında birçok zulme ev sahipliği yapmıştır. Şehir değil ama insanların yok olup gittiğine dair izler vardır.
Bizler ipuçlarının peşinden eskiyi ararken 6 Şubat tufanı ile birlikte yeni diye bildiğimiz Adıyaman yok olup gitti. Şehrin kalıntıları kalmadığı için eski diye adlandıramayacağız 6 Şubat'ta yok olan kenti. Geriye herhangi bir yaşanmışlık izi olmayan, yok olup gitmiş bir şehrin gerçeği kaldı ortada.
Çocukluğumuza ve yaşanmışlıklarımıza şahitlik eden caddeler, sokaklar, evler bir sarsıntı ile yok olup gittiler. Geride sadece toz ve duman bırakarak.
Canlarımızla birlikte şehir de yok olup gitti. Şehride beraber götürdü sevdiklerimiz.Canlarımızı mezarlığa şehrimizi enkaz tepelerine gömdük. Toplu mezarlar gibi evlerimizde enkaz tepelerinde yanyana.
Bizim şehrimiz de öldü.Ölen şehrin kalan sakinleri sadece nefes alır. Başka bir yaşam belirtisi yoktur kendilerinde. Bakmayın şehri yeniden ayağa kaldıracağız demelerine. Sadece yeni bir şehir kurabilirler çünkü ayağa kaldirabilecekleri bir şehir kalmadı yerinde.
Deprem sonrası zorunlu olarak doğup büyüdüğü kenti terk edenlerle kalanlar aslında aynı şehir tarafından terk edildiler. Ne kalan için ne de giden için eski bir şehir yok artık.

Yorumlar
Yorum Gönder