Ana içeriğe atla

Ölmeseydik Ne İyiydi!

 


Atatürk Barajı seyir tepesine yolu düşenler, baraj inşaatı sırasında yaşamını yitirenler anısına dikilen anıtta vefat edenlerin künyelerinin yanı sıra "Biz iş kazalarında öldük, ölmeseydik ne iyiydi." cümlesinin yazılı olduğunu görmüşlerdir. 

Bu cümleden anlaşılacağı üzere iş kazalarında ölenlere sanki kendilerinden sonra başkalarına vebal yüklenmesin diye sorumluluğu üstlenmişler gibi bir cümle kurdurtulmuş. Cümleye bakınca ölenler konuşmuş izlenimi veriyor. Oysa o cümle belkide hesap vermesi gerekenler tarafından kuruldu ve o anıta iliştirildi.

Amaç manevi duyguları istismar ederek bellekte yer edecek olan kötü izlenimi hemen silip yola devam etmektir.

6 Şubat depremi sonrasında hiçkimse ve hiçbir kurumun sorumluluk üstlenmemesi üzerine Atatürk Barajı seyir tepesinde bulunan o anıttaki yazı geliyor aklımıza. 

Eğer olur da depremde yaşamını yitirenler adına bir anıt yapılırsa bir köşesine "Biz depremde öldük, ölmeseydik ne iyiydi." cümlesi yazılmalı. Yaşayan hiç kimse sorumluluk üstlenmediği için yitip gidenler peşinen vebali üstlenmiş olurlar. Hatta bir özür cümlesi bile kurdurulabilir.

"Ölmeseydik ne iyiydi, öldük ve başınıza bela olduğumuz için kusura bakmayın, rahatınızı bozduk." diye.

Bazı ihmaller alışkanlıktır. İnsan yaşamına mal olan alışkanlıkların ortadan kalkması için ihmali olanlardan en sert şekilde hesap sorulmalıdır. Yoksa değil ölenlere sağ olanlara bile istedikleri cümleleri kurdurturlar. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

6 Şubat’ın Ağırlığı

 Toprağa düşen her can yakınlarından ve sevdiklerinden bir şeyler götürür beraberinde. 6 Şubat’ın 4.17’sinde, "Biz artık yokuz kalan ömürlerinizle idare edin." der gibi vedalaşmadan ayrıldılar hayatımızdan sevdiklerimiz.  Zamansız gidenler kendileriyle beraber güzel olan ne varsa alıp götürdüler. Ne gecenin zifiri karanlığı ne kışın sert soğuğu engel olamadı onlara. Yakınlarının insan üstü çabası onları kurtarmaya yetmedi. İnsan yetersiz kaldı o gece sevdiklerine, zaman tükendi, ses kesildi.   Kulaklarda yankılanan imdat sesine karşı hiçbir şey yapamamın çaresizliğini ve ezikliğini yaşadı ölenlerin yakınları. Bir ömür boyu kulakta yankılanacak olan o ses, sessizliğin en büyük gürültüsü olmaya devam ediyor.  Bir gecede on binlerce insan koptu yaşamdan, sonsuzluk perdesini aralayarak toprağa gömüldü. On binlerce nefes kendilerine can veren evlerinin yıkılan enkazında boğuldu.   Önceden haberleşmiş gibi saat alarmlarını 04.17’ye kurup aramızdan ayrıldı sevdikl...

Barışa Adanmış Bir Yaşam: Sırrı Süreyya Önder

İnsanlık tarihinde bir insanın ömrü, kısa bir andan ibarettir; bir tek nefes ya da mezar taşındaki doğum ve ölüm tarihleri arasına çizilen kısacık bir çizgidir adeta.  Herkes doğar, yaşar ve nihayetinde ölür. Kimisi az yaşar, kimisi çok. Bazıları yaşadığını zannederken, bazıları yaşamak için tüm ömrünü adar. Sırrı Süreyya Önder, onurlu bir yaşam için ömrünü çekinmeden adayanlardandır. Sırrı Süreyya Önder, Mezopotamya'nın insanlığa sunduğu en değerli armağanlardan biridir. O, yaşamın hakkını verenlerdendir. Kendisini borçlu hissettiği insana, doğaya ve börtü böceğe birlikte yaşamın sözünü verenlerdendir. Adıyaman'ın küçelerinde, çocukluğu beklenenden daha erken bitenlerdendir. Babası erken yaşta vefat eden çocukların çocuklukları da erkenden sona erer; omuzlarına henüz çocuk yaşta dert yüklenir. Sırrı Süreyya Önder, çocuk yaşta hem bu derdi üstlenmiş hem de başkalarının dertlerine ortak olmuştur. Erken yaşta kendisini haksızlıklara karşı duran bir birey olarak adamıştır. Olağan ...

Kahtalı Mıçe'ye Veda

Kahtalı Mıçe de aramızdan ayrıldı. Sonsuzluk denen büyük boşluk bir kişiyi daha aldı yanına. Varlığının anlamı, yokluğunda daha derin hissedileceklerden biri. Yeri kolay kolay dolmayacak bir halk ozanı. Dünya, iyi insanların yüzü suyu hürmetine döner derler. O iyi insanlardan biriydi Kahtalı Mıçe. Kendi dünyasında yaşam mücadelesi veren bir değerdi.Yediden yetmişe Adıyamanlıların gönlünde taht kurmasını bilmişti. Mıçe’nin ölümüyle birlikte bir taş daha dikildi kara toprağa. Adı, soyadı, doğum ile ölüm tarihleri arasına konacak olan küçük bir çizgi yer alacak soğuk mezar taşında. O kısa çizgi yaşadıklarının simgesi olacak. O kısa çizgiyi elinden geldikçe üreterek ve halkının içinde kalarak doldurmaya çalıştı. Kendisini var eden toplumla özdeşleşmiş bir kimliğe sahipti Kahtalı Mıçe. O, sadece bir ozan değil, neredeyse tüm bir Adıyaman’dı. Geçmiş ile bugün arasında bir köprüydü. Gündelik yaşamın izleri, eserlerine esin kaynağı oldu. Kadim coğrafyamızda sözlü tarihin önemli taşıyıcılarında...