Ana içeriğe atla

Hikayesi Yarıda Kalanlar


44 plakalı bir transporterın arka camında “Hikayenin sonunda herkes toprak sahibi oluyor.” Diye yazıyordu.

 

Aynı tufanı yaşamış ve birbirinden habersiz sığınmış olduğumuz Afyon’da arkalı önlü kentin en işlek caddesinde yol alıyorduk. Hızlı akan trafiğin en yavaşlarıydık. Kendimizi erken eleveriyorduk.

 

Birbirimizin ne yaşadığını çok iyi biliyor ancak birbirimizi tanımıyorduk. Yaralıydık, hem canımızı hem yurdumuzu kaybetmiş birer mülteciydik yaşamın içinde.

 

Kimliklerimiz enkaz altında ya da ağır hasarlı olan evlerimizde kaldığı için çoğumuz kimliksizdik. Geçici kimlik kartları ve yeni kimliklerden ücret alınmayacak olması bizi kaybettiğimiz kimliğe geri döndürmeye yetmeyecek biliyoruz. Arabalarımızın plakaları yeni kimliğimiz olmuş, yabancı olduğumuz ve birer depremzede olduğumuz plakamızdan belli oluyordu. Bizi herkes plakalarımızdan tanıyordu.

 


44 plakalı o transporterin arkasında hikayenin sonunda diye yazıyordu. Hikaye sonlanınca toprağa kavuşuyordunuz. Peki ya hikayesi yarıda kalanlar.

 

Evet 6 Şubat Pazartesi gecesi on binlerce insanın hikayesi yarıda kaldı. Bir intihar notu yoktu göçüp gidenlerden. Hiç kimse o günü kendisine bir son gün olarak seçmemişti.

 

Hiç kimse o gece uykuya dalınca hayal kurmaktan da vazgeçmemişti. Herkesin, o zamansız göçüp gidenlerin de, enkaz altından yaralı çıkanların da, evi enkaza dönüşenlerin de, derecesine göre yıkılacak, ağır hasarlı, orta hasarlı, hafif hasarlı ve sağlam yazan evlerden çıkanların da ileriye dönük hayalleri, umutları yarıda kaldı.

 

Kalanlar bir yolunu bulup eğer ayağa kalkıp yeniden hayata tutunabilirlerse kaldıkları yerden hayallerinin peşinden gidecek ya da yeni hayaller kurup yeni hikayelere doğru yol alıp sonunda toprak sahibi olmayı bekleyecekler. Ama o 6 Şubat gecesi  4.17’de yaşama göz yumanlar ve çaresizce yakınlarının hiçbir şey yapamamasından dolayı peş peşe erkenden yitip gidenlerin yarıda kalan hayalleri ve hikayeleri..

 

Gidenlerin hepsinin hikayesi kıymetli ve değerliydi. Yılların emekleri, özlemleri vardı o yaşamak istedikleri hikayelere dair.

 

Bilim insanlarının uyarısına kulak tıkayan ve önlem almayan her merciden yetkililer ve şehrin imarında yer almış mütahitler sorumludur on binlerce insanın erken göçüp gitmesinden ve yarıda kalan hayaller ve hikayelerden.

 

Hikayesi yarıda kalanlar için sorulması gereken hesaptan hepimiz sorumluyuz, yeni hikayeler yarıda kalmasın diye.

Üzeyir Ergül

Uzeyir-ergul@hotmail.com

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

6 Şubat’ın Ağırlığı

 Toprağa düşen her can yakınlarından ve sevdiklerinden bir şeyler götürür beraberinde. 6 Şubat’ın 4.17’sinde, "Biz artık yokuz kalan ömürlerinizle idare edin." der gibi vedalaşmadan ayrıldılar hayatımızdan sevdiklerimiz.  Zamansız gidenler kendileriyle beraber güzel olan ne varsa alıp götürdüler. Ne gecenin zifiri karanlığı ne kışın sert soğuğu engel olamadı onlara. Yakınlarının insan üstü çabası onları kurtarmaya yetmedi. İnsan yetersiz kaldı o gece sevdiklerine, zaman tükendi, ses kesildi.   Kulaklarda yankılanan imdat sesine karşı hiçbir şey yapamamın çaresizliğini ve ezikliğini yaşadı ölenlerin yakınları. Bir ömür boyu kulakta yankılanacak olan o ses, sessizliğin en büyük gürültüsü olmaya devam ediyor.  Bir gecede on binlerce insan koptu yaşamdan, sonsuzluk perdesini aralayarak toprağa gömüldü. On binlerce nefes kendilerine can veren evlerinin yıkılan enkazında boğuldu.   Önceden haberleşmiş gibi saat alarmlarını 04.17’ye kurup aramızdan ayrıldı sevdikl...

Barışa Adanmış Bir Yaşam: Sırrı Süreyya Önder

İnsanlık tarihinde bir insanın ömrü, kısa bir andan ibarettir; bir tek nefes ya da mezar taşındaki doğum ve ölüm tarihleri arasına çizilen kısacık bir çizgidir adeta.  Herkes doğar, yaşar ve nihayetinde ölür. Kimisi az yaşar, kimisi çok. Bazıları yaşadığını zannederken, bazıları yaşamak için tüm ömrünü adar. Sırrı Süreyya Önder, onurlu bir yaşam için ömrünü çekinmeden adayanlardandır. Sırrı Süreyya Önder, Mezopotamya'nın insanlığa sunduğu en değerli armağanlardan biridir. O, yaşamın hakkını verenlerdendir. Kendisini borçlu hissettiği insana, doğaya ve börtü böceğe birlikte yaşamın sözünü verenlerdendir. Adıyaman'ın küçelerinde, çocukluğu beklenenden daha erken bitenlerdendir. Babası erken yaşta vefat eden çocukların çocuklukları da erkenden sona erer; omuzlarına henüz çocuk yaşta dert yüklenir. Sırrı Süreyya Önder, çocuk yaşta hem bu derdi üstlenmiş hem de başkalarının dertlerine ortak olmuştur. Erken yaşta kendisini haksızlıklara karşı duran bir birey olarak adamıştır. Olağan ...

Kahtalı Mıçe'ye Veda

Kahtalı Mıçe de aramızdan ayrıldı. Sonsuzluk denen büyük boşluk bir kişiyi daha aldı yanına. Varlığının anlamı, yokluğunda daha derin hissedileceklerden biri. Yeri kolay kolay dolmayacak bir halk ozanı. Dünya, iyi insanların yüzü suyu hürmetine döner derler. O iyi insanlardan biriydi Kahtalı Mıçe. Kendi dünyasında yaşam mücadelesi veren bir değerdi.Yediden yetmişe Adıyamanlıların gönlünde taht kurmasını bilmişti. Mıçe’nin ölümüyle birlikte bir taş daha dikildi kara toprağa. Adı, soyadı, doğum ile ölüm tarihleri arasına konacak olan küçük bir çizgi yer alacak soğuk mezar taşında. O kısa çizgi yaşadıklarının simgesi olacak. O kısa çizgiyi elinden geldikçe üreterek ve halkının içinde kalarak doldurmaya çalıştı. Kendisini var eden toplumla özdeşleşmiş bir kimliğe sahipti Kahtalı Mıçe. O, sadece bir ozan değil, neredeyse tüm bir Adıyaman’dı. Geçmiş ile bugün arasında bir köprüydü. Gündelik yaşamın izleri, eserlerine esin kaynağı oldu. Kadim coğrafyamızda sözlü tarihin önemli taşıyıcılarında...