Ana içeriğe atla

Devlet Yurttaşın Can Güvenliğinden Sorumludur


Yaşadığımız coğrafya insanı büyük tufan sonrasında dayanışmanın en büyüğünü gösterdi. Fedai bir ruhla üzerine düşeni fazlasıyla yaptı. Herkes birbirinin yardımına koştu.NOKTA.

Yaşadığımız sürecin insanların yalnızca bedensel gücüne ve vicdanlarına bırakılmayacak kadar ciddi bir mesele olduğu tufanın ilk anlarından itibaren kendini gösterdi. Enkazlardan profesyonel kurtarma ekipleri ve yeterli teçhizat olmadan insanların kurtarılmayacağını büyük bir deneyimle öğrenmiş olduk. 

Gerek deprem öncesinde gerek deprem anında ve hatta sonrasında insanların vicdanından çok çok daha fazlasına ihtiyaç duyulduğu artık tartışmasız bir doğru olarak karşımızda duruyor.

Bireysel olarak yapabilecekleriniz sınırlıdır. Evinizin depreme dayanıksız olduğunu biliyor olsanız, bütçeniz el veriyorsa sağlam bir yere geçebilirsiniz. Şuan birçok kişi oturdugu evin dayanıklı olmadığını bildiği halde çaresizce o adreste ikamet etmeye devam ediyor.

"100 milyon dolarınız olsa rahat yaşarsınız." diyenlerin yanından bile geçemiyorsanız siz baştan kaybetmeye mahkumsunuz demektir. 

Barınma ihtiyacı en temel insani ihtiyaçların başında gelir. İster ev sahibi olun isterse kiracı, güvenli bir barınma ihtiyacı sizin en temel hakkınızdır. Devletin sizin ev ihtiyacınızı karşılamasını beklemeseniz de en azından satın aldığınız ya da kirada oturduğunuz evin sağlamlığı ve depreme dayanıklığı konusunda sizi bilgilendirmesi ve gerektiğinde kamu yararı gözeterek sizi güvenli bir alana tahliyesini beklemek en doğal hakkınızdır.

Olayın sıcaklığı ile şu an depremi yaşayan bizler her ne kadar yüksek bir binaya, deprem yönetmeliğine uygun olmayan bir binaya yerleşmek istemesek de yaşamın gerçekliği bizi yine çürük, yüksek katlı bir binanın katlarından birine mecbur kılacaktır. Çünkü gelirimiz bizi güvenli bir barınağa değil zorunlu bir barınağa sürüklemektedir.

İster merkezi yönetim ister yerel yönetim faaliyet alanında olsun yetkililer herhangi bir talep beklemeden tüm binaların kontrolünü yapmak zorundadır. 

Çünkü devlet yurttaşının can güvenliğinden sorumludur.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

6 Şubat’ın Ağırlığı

 Toprağa düşen her can yakınlarından ve sevdiklerinden bir şeyler götürür beraberinde. 6 Şubat’ın 4.17’sinde, "Biz artık yokuz kalan ömürlerinizle idare edin." der gibi vedalaşmadan ayrıldılar hayatımızdan sevdiklerimiz.  Zamansız gidenler kendileriyle beraber güzel olan ne varsa alıp götürdüler. Ne gecenin zifiri karanlığı ne kışın sert soğuğu engel olamadı onlara. Yakınlarının insan üstü çabası onları kurtarmaya yetmedi. İnsan yetersiz kaldı o gece sevdiklerine, zaman tükendi, ses kesildi.   Kulaklarda yankılanan imdat sesine karşı hiçbir şey yapamamın çaresizliğini ve ezikliğini yaşadı ölenlerin yakınları. Bir ömür boyu kulakta yankılanacak olan o ses, sessizliğin en büyük gürültüsü olmaya devam ediyor.  Bir gecede on binlerce insan koptu yaşamdan, sonsuzluk perdesini aralayarak toprağa gömüldü. On binlerce nefes kendilerine can veren evlerinin yıkılan enkazında boğuldu.   Önceden haberleşmiş gibi saat alarmlarını 04.17’ye kurup aramızdan ayrıldı sevdikl...

Barışa Adanmış Bir Yaşam: Sırrı Süreyya Önder

İnsanlık tarihinde bir insanın ömrü, kısa bir andan ibarettir; bir tek nefes ya da mezar taşındaki doğum ve ölüm tarihleri arasına çizilen kısacık bir çizgidir adeta.  Herkes doğar, yaşar ve nihayetinde ölür. Kimisi az yaşar, kimisi çok. Bazıları yaşadığını zannederken, bazıları yaşamak için tüm ömrünü adar. Sırrı Süreyya Önder, onurlu bir yaşam için ömrünü çekinmeden adayanlardandır. Sırrı Süreyya Önder, Mezopotamya'nın insanlığa sunduğu en değerli armağanlardan biridir. O, yaşamın hakkını verenlerdendir. Kendisini borçlu hissettiği insana, doğaya ve börtü böceğe birlikte yaşamın sözünü verenlerdendir. Adıyaman'ın küçelerinde, çocukluğu beklenenden daha erken bitenlerdendir. Babası erken yaşta vefat eden çocukların çocuklukları da erkenden sona erer; omuzlarına henüz çocuk yaşta dert yüklenir. Sırrı Süreyya Önder, çocuk yaşta hem bu derdi üstlenmiş hem de başkalarının dertlerine ortak olmuştur. Erken yaşta kendisini haksızlıklara karşı duran bir birey olarak adamıştır. Olağan ...

Kahtalı Mıçe'ye Veda

Kahtalı Mıçe de aramızdan ayrıldı. Sonsuzluk denen büyük boşluk bir kişiyi daha aldı yanına. Varlığının anlamı, yokluğunda daha derin hissedileceklerden biri. Yeri kolay kolay dolmayacak bir halk ozanı. Dünya, iyi insanların yüzü suyu hürmetine döner derler. O iyi insanlardan biriydi Kahtalı Mıçe. Kendi dünyasında yaşam mücadelesi veren bir değerdi.Yediden yetmişe Adıyamanlıların gönlünde taht kurmasını bilmişti. Mıçe’nin ölümüyle birlikte bir taş daha dikildi kara toprağa. Adı, soyadı, doğum ile ölüm tarihleri arasına konacak olan küçük bir çizgi yer alacak soğuk mezar taşında. O kısa çizgi yaşadıklarının simgesi olacak. O kısa çizgiyi elinden geldikçe üreterek ve halkının içinde kalarak doldurmaya çalıştı. Kendisini var eden toplumla özdeşleşmiş bir kimliğe sahipti Kahtalı Mıçe. O, sadece bir ozan değil, neredeyse tüm bir Adıyaman’dı. Geçmiş ile bugün arasında bir köprüydü. Gündelik yaşamın izleri, eserlerine esin kaynağı oldu. Kadim coğrafyamızda sözlü tarihin önemli taşıyıcılarında...