Ana içeriğe atla

Deprem Bazıları İçin Hiç Bitmedi

 


6 Şubat'ın sıcaklığı bazıları için hiç soğumayacak. Bu kimseler için deprem tüm şiddetiyle devam ediyor. Zaman onlar için 6 Şubat 04.17'ye saplanıp kalmış durumda. 

Peki kim bunlar? 

Basın yayın organlarında on binlerce ölü haberinden sonra dile getirilen yüz binlerce yaralı elbette. O yaralıların bazıları yaşadıklarına sevinemiyor. Bazıları hala yoğun bakımda. Uzuvlarını kaybedenler, sakat kalanlar. Tek başına hayatlarını devam edemeyecek olanlar. Kendileri yaralı çıkıp anne, baba ve tüm ailesini kaybeden çocuklar.

6 Şubat sonrası hızlı bir şekilde normalleşmeye gitmeliyiz diye kameralar karşında açıklama yapanlar hala depremin etkisi altında kalanlara nasıl bir normalleşme vadediyorlar. Yaralı bu insanlar normalleşmeden ne anlamalılar?

Yarım kalan hayallerine yarım kalmış bedenleriyle nasıl sıkı sıkıya sarılacaklar. Kolları ve bacakları ampute olan birine ayağa kalk koşmaya başla deme küstahlığına nasıl cüret edebiliyorlar.

Yaşanan o tufandan daha kötü bir şey varsa o da hayatın normelleşmesidir. Çünkü normalleşen yaşam akışında eskinin tüm ihmalleri yeniden yapılacak. Yeniden birilerine göz yumulacak. Ve yeni bir doğa olayında on binlerle yeniden yok olup gideceğiz.

Her 10 yılda bir deprem felaketi yaşayan bir ülkenin şimdiye kadar yapılan yanlışlardan ders çıkarmamasından dolayı hayatın yeniden normalleşmesinden korkuyoruz. Olayın sıcaklığı geçtiği andan itibaren dile getirilen vaatlerde bir sonraki deprem felaketi sonrasında yeniden açıklanmak üzere raflara kaldırılacak.





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

6 Şubat’ın Ağırlığı

 Toprağa düşen her can yakınlarından ve sevdiklerinden bir şeyler götürür beraberinde. 6 Şubat’ın 4.17’sinde, "Biz artık yokuz kalan ömürlerinizle idare edin." der gibi vedalaşmadan ayrıldılar hayatımızdan sevdiklerimiz.  Zamansız gidenler kendileriyle beraber güzel olan ne varsa alıp götürdüler. Ne gecenin zifiri karanlığı ne kışın sert soğuğu engel olamadı onlara. Yakınlarının insan üstü çabası onları kurtarmaya yetmedi. İnsan yetersiz kaldı o gece sevdiklerine, zaman tükendi, ses kesildi.   Kulaklarda yankılanan imdat sesine karşı hiçbir şey yapamamın çaresizliğini ve ezikliğini yaşadı ölenlerin yakınları. Bir ömür boyu kulakta yankılanacak olan o ses, sessizliğin en büyük gürültüsü olmaya devam ediyor.  Bir gecede on binlerce insan koptu yaşamdan, sonsuzluk perdesini aralayarak toprağa gömüldü. On binlerce nefes kendilerine can veren evlerinin yıkılan enkazında boğuldu.   Önceden haberleşmiş gibi saat alarmlarını 04.17’ye kurup aramızdan ayrıldı sevdikl...

Barışa Adanmış Bir Yaşam: Sırrı Süreyya Önder

İnsanlık tarihinde bir insanın ömrü, kısa bir andan ibarettir; bir tek nefes ya da mezar taşındaki doğum ve ölüm tarihleri arasına çizilen kısacık bir çizgidir adeta.  Herkes doğar, yaşar ve nihayetinde ölür. Kimisi az yaşar, kimisi çok. Bazıları yaşadığını zannederken, bazıları yaşamak için tüm ömrünü adar. Sırrı Süreyya Önder, onurlu bir yaşam için ömrünü çekinmeden adayanlardandır. Sırrı Süreyya Önder, Mezopotamya'nın insanlığa sunduğu en değerli armağanlardan biridir. O, yaşamın hakkını verenlerdendir. Kendisini borçlu hissettiği insana, doğaya ve börtü böceğe birlikte yaşamın sözünü verenlerdendir. Adıyaman'ın küçelerinde, çocukluğu beklenenden daha erken bitenlerdendir. Babası erken yaşta vefat eden çocukların çocuklukları da erkenden sona erer; omuzlarına henüz çocuk yaşta dert yüklenir. Sırrı Süreyya Önder, çocuk yaşta hem bu derdi üstlenmiş hem de başkalarının dertlerine ortak olmuştur. Erken yaşta kendisini haksızlıklara karşı duran bir birey olarak adamıştır. Olağan ...

Kahtalı Mıçe'ye Veda

Kahtalı Mıçe de aramızdan ayrıldı. Sonsuzluk denen büyük boşluk bir kişiyi daha aldı yanına. Varlığının anlamı, yokluğunda daha derin hissedileceklerden biri. Yeri kolay kolay dolmayacak bir halk ozanı. Dünya, iyi insanların yüzü suyu hürmetine döner derler. O iyi insanlardan biriydi Kahtalı Mıçe. Kendi dünyasında yaşam mücadelesi veren bir değerdi.Yediden yetmişe Adıyamanlıların gönlünde taht kurmasını bilmişti. Mıçe’nin ölümüyle birlikte bir taş daha dikildi kara toprağa. Adı, soyadı, doğum ile ölüm tarihleri arasına konacak olan küçük bir çizgi yer alacak soğuk mezar taşında. O kısa çizgi yaşadıklarının simgesi olacak. O kısa çizgiyi elinden geldikçe üreterek ve halkının içinde kalarak doldurmaya çalıştı. Kendisini var eden toplumla özdeşleşmiş bir kimliğe sahipti Kahtalı Mıçe. O, sadece bir ozan değil, neredeyse tüm bir Adıyaman’dı. Geçmiş ile bugün arasında bir köprüydü. Gündelik yaşamın izleri, eserlerine esin kaynağı oldu. Kadim coğrafyamızda sözlü tarihin önemli taşıyıcılarında...