Ana içeriğe atla

Bizim normalleşmemiz?

 


Hayat devam ediyor! 


Keşke kaldığı yerden devam edebilseydi. Keşke yitip giden canlarımız yanımızda olabilseydi. Keşke binbir emekle var ettiğimiz evlerimiz yerinde olsaydı. Keşke canımızla birlikte yok olup giden memleketimiz bizlere yeniden kucak açsaydı.


Hayat devam ediyor.


Hayat kaldığı yerde olanlar için devam ediyor. Kaldığı yerden çok uzakta olanlar için değil. Kaldığın yeri bilmek bile büyük bir şans tüm bu çıkmazlar içinde.


Hayat devam ediyor.


Eğer zaman o 6 Şubat gecesi 04.17'de normal bir akrep ve yelkovan kovalamacası olarak akıp gitseydi, 11 il için ve o illerde tüm bir yaşamını bırakanlar için de hayat devam ediyor olacaktı.


Hayat normale dönerse...


Biz normal seyrinde devam eden hayatın kurbanı olduk. Ne zamanı ne de yitip giden canlarımızı geri getirme şansımız yok. Evrende bulunan tüm olanakları kullansanız bile zamanı 1 salise öncesine getiremezsiniz. O nedenle bu tufandan yaralı çıkmış hiç kimsenin yaşamını normale döndürmesini beklemeyemezsiniz.


Hayat normale dönerse...


Bilin ki bu topraklarda normal seyrinde devam eden yaşam sonrasında hep yıkımlar getirmiştir. Normal zamanlarda tarım arazileri imara açılmış, denetimler esnetilmiş, adam kayırmalar çoğalmış, imar barışları devreye sokulmuş, daha fazla kazanma hırsı olan insanlar ahlak yasalarını yok sayarak kendilerine buldukları yasal boşluklarla sonrasında on binlerce insana mezar olan binalar yapmışlardır.


Hayat normale dönerse...


Hayat normale dönerse eğer bilinsin ki depremzedelere kucak açanların maddi ve manevi güçleri bitecek ve depremzedeler kaderine terk edilecek. Canları ve sonrasında yurtlarından olanlar kendi ülkelerinde birer mülteci konumuna düşecek ve gittikleri her ilin ve bölgenin dokusunu bozacaklar.


Hayat normale dönerse eğer...


Bizler yaşanan çoğu şeyi unutacağız. Hiç yaşamamışız gibi yaşam çarkının içinde yeni bir felaketin başımıza gelme olasılığını unutup akıp gideceğiz zamanın içinde. Mekan ve zamanın öncesi yokmuş gibi geleceği planlayacağız ve ilk uçurumdan yeniden aşağı yuvarlanacağız.


Hayat normale dönerse...yaşamın devam etmesi için dönmesin hayat normale...




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

6 Şubat’ın Ağırlığı

 Toprağa düşen her can yakınlarından ve sevdiklerinden bir şeyler götürür beraberinde. 6 Şubat’ın 4.17’sinde, "Biz artık yokuz kalan ömürlerinizle idare edin." der gibi vedalaşmadan ayrıldılar hayatımızdan sevdiklerimiz.  Zamansız gidenler kendileriyle beraber güzel olan ne varsa alıp götürdüler. Ne gecenin zifiri karanlığı ne kışın sert soğuğu engel olamadı onlara. Yakınlarının insan üstü çabası onları kurtarmaya yetmedi. İnsan yetersiz kaldı o gece sevdiklerine, zaman tükendi, ses kesildi.   Kulaklarda yankılanan imdat sesine karşı hiçbir şey yapamamın çaresizliğini ve ezikliğini yaşadı ölenlerin yakınları. Bir ömür boyu kulakta yankılanacak olan o ses, sessizliğin en büyük gürültüsü olmaya devam ediyor.  Bir gecede on binlerce insan koptu yaşamdan, sonsuzluk perdesini aralayarak toprağa gömüldü. On binlerce nefes kendilerine can veren evlerinin yıkılan enkazında boğuldu.   Önceden haberleşmiş gibi saat alarmlarını 04.17’ye kurup aramızdan ayrıldı sevdikl...

Barışa Adanmış Bir Yaşam: Sırrı Süreyya Önder

İnsanlık tarihinde bir insanın ömrü, kısa bir andan ibarettir; bir tek nefes ya da mezar taşındaki doğum ve ölüm tarihleri arasına çizilen kısacık bir çizgidir adeta.  Herkes doğar, yaşar ve nihayetinde ölür. Kimisi az yaşar, kimisi çok. Bazıları yaşadığını zannederken, bazıları yaşamak için tüm ömrünü adar. Sırrı Süreyya Önder, onurlu bir yaşam için ömrünü çekinmeden adayanlardandır. Sırrı Süreyya Önder, Mezopotamya'nın insanlığa sunduğu en değerli armağanlardan biridir. O, yaşamın hakkını verenlerdendir. Kendisini borçlu hissettiği insana, doğaya ve börtü böceğe birlikte yaşamın sözünü verenlerdendir. Adıyaman'ın küçelerinde, çocukluğu beklenenden daha erken bitenlerdendir. Babası erken yaşta vefat eden çocukların çocuklukları da erkenden sona erer; omuzlarına henüz çocuk yaşta dert yüklenir. Sırrı Süreyya Önder, çocuk yaşta hem bu derdi üstlenmiş hem de başkalarının dertlerine ortak olmuştur. Erken yaşta kendisini haksızlıklara karşı duran bir birey olarak adamıştır. Olağan ...

Kahtalı Mıçe'ye Veda

Kahtalı Mıçe de aramızdan ayrıldı. Sonsuzluk denen büyük boşluk bir kişiyi daha aldı yanına. Varlığının anlamı, yokluğunda daha derin hissedileceklerden biri. Yeri kolay kolay dolmayacak bir halk ozanı. Dünya, iyi insanların yüzü suyu hürmetine döner derler. O iyi insanlardan biriydi Kahtalı Mıçe. Kendi dünyasında yaşam mücadelesi veren bir değerdi.Yediden yetmişe Adıyamanlıların gönlünde taht kurmasını bilmişti. Mıçe’nin ölümüyle birlikte bir taş daha dikildi kara toprağa. Adı, soyadı, doğum ile ölüm tarihleri arasına konacak olan küçük bir çizgi yer alacak soğuk mezar taşında. O kısa çizgi yaşadıklarının simgesi olacak. O kısa çizgiyi elinden geldikçe üreterek ve halkının içinde kalarak doldurmaya çalıştı. Kendisini var eden toplumla özdeşleşmiş bir kimliğe sahipti Kahtalı Mıçe. O, sadece bir ozan değil, neredeyse tüm bir Adıyaman’dı. Geçmiş ile bugün arasında bir köprüydü. Gündelik yaşamın izleri, eserlerine esin kaynağı oldu. Kadim coğrafyamızda sözlü tarihin önemli taşıyıcılarında...