Ana içeriğe atla

Tokalaşma Simgesi İle Anılması Gereken Kent Adıyaman



Pandemi döneminde hayatımıza giren çok sayıdaki yasağın başında gelen ve yasaktan sonra belki de en çok ihmal edilen ritüel tokalaşmak oldu. İnsanların bu alışkanlığından vazgeçmesi o kadar da kolay olmadı aslında. Çünkü tokalaşmak neredeyse insanlıkla yaşıt bir iletişim aracı olarak kullanılıyor.


Tokalaşmak binlerce yıldan beridir barışı, eşitliği, antlaşmayı, buluşmayı ve vedalaşmayı simgeler. Tokalaşmak tarafları eşit bir seviyeye getirir. Üst ve ast yoktur ellerin buluşmasında.

Mezopotamya'nın kadim kenti Adıyaman'da bulunan bazı tarihi kalıntılar tokalaşmanın tarihi açısından bu topraklara özel bir anlam yüklüyor. Adıyaman'ın dört bir yanında bulunan tokalaşmayla ilgili kabartmalar geçmişten bugüne bizlere bir şeyler söylemek istiyor. 

Kommagene Krallığı'nın yerleşkesi olan Adıyaman topraklarında bulunan Arsemia yerleşkesindeki Antiochos-Herakles tokalaşma steli. 

Karakuş tümülüsü sütunlarından birinin üzerinde bulunan Kral İkinci Mithridates'in kızkardeşi Laodike ile tokalaşma steli.


İngiltere'de Londra British müzesinde Samsat'tan götürülen ve sergilenen Antiochos-Herakles tokalaşma steli.

Gaziantep müzesinde sergilenen ve yine Adıyaman'dan götürülenden biri 1.Antiochis ile Yunanlı Tanrı Heraklesin. Bir diğerinde Güneş Tanrısı Apollon ile Antiochos tokalaşma steli yer alıyor.

Gerger Kımıl Dağı eteklerinde bulunan ve henüz kime ait olduğu bilinmeyen tokalaşma steli.


Adiyaman müzesi bahçesinde sergilenen roma dönemine ait vedalaşmayı konu alan tokalasma steli.


limizde bulunan bu tokalaşma figürleri bizlere çok derinlerden mesajlar veriyor. İlimize içeride ve dışarıda seni temsil edecek "simge" benim diyor adeta.

Doğu ve Batı medeniyetlerinin kesişim noktası olan, topraklarında savaşın olmadığı ve binlerce yıldır barış ile anılan bu kadim topraklar tarihin kendisine armagan ettiği bu birikimi her platformda kendisi ile özdeşleştirerek sergilemelidir.

Adıyaman; barışın,kardeşliğin, antlaşmanın, kavuşmanın ve vedalaşmanın simgesi olan tokalaşma figürlerini kendisine simge olarak görmeli ve kullanmalıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

6 Şubat’ın Ağırlığı

 Toprağa düşen her can yakınlarından ve sevdiklerinden bir şeyler götürür beraberinde. 6 Şubat’ın 4.17’sinde, "Biz artık yokuz kalan ömürlerinizle idare edin." der gibi vedalaşmadan ayrıldılar hayatımızdan sevdiklerimiz.  Zamansız gidenler kendileriyle beraber güzel olan ne varsa alıp götürdüler. Ne gecenin zifiri karanlığı ne kışın sert soğuğu engel olamadı onlara. Yakınlarının insan üstü çabası onları kurtarmaya yetmedi. İnsan yetersiz kaldı o gece sevdiklerine, zaman tükendi, ses kesildi.   Kulaklarda yankılanan imdat sesine karşı hiçbir şey yapamamın çaresizliğini ve ezikliğini yaşadı ölenlerin yakınları. Bir ömür boyu kulakta yankılanacak olan o ses, sessizliğin en büyük gürültüsü olmaya devam ediyor.  Bir gecede on binlerce insan koptu yaşamdan, sonsuzluk perdesini aralayarak toprağa gömüldü. On binlerce nefes kendilerine can veren evlerinin yıkılan enkazında boğuldu.   Önceden haberleşmiş gibi saat alarmlarını 04.17’ye kurup aramızdan ayrıldı sevdikl...

Barışa Adanmış Bir Yaşam: Sırrı Süreyya Önder

İnsanlık tarihinde bir insanın ömrü, kısa bir andan ibarettir; bir tek nefes ya da mezar taşındaki doğum ve ölüm tarihleri arasına çizilen kısacık bir çizgidir adeta.  Herkes doğar, yaşar ve nihayetinde ölür. Kimisi az yaşar, kimisi çok. Bazıları yaşadığını zannederken, bazıları yaşamak için tüm ömrünü adar. Sırrı Süreyya Önder, onurlu bir yaşam için ömrünü çekinmeden adayanlardandır. Sırrı Süreyya Önder, Mezopotamya'nın insanlığa sunduğu en değerli armağanlardan biridir. O, yaşamın hakkını verenlerdendir. Kendisini borçlu hissettiği insana, doğaya ve börtü böceğe birlikte yaşamın sözünü verenlerdendir. Adıyaman'ın küçelerinde, çocukluğu beklenenden daha erken bitenlerdendir. Babası erken yaşta vefat eden çocukların çocuklukları da erkenden sona erer; omuzlarına henüz çocuk yaşta dert yüklenir. Sırrı Süreyya Önder, çocuk yaşta hem bu derdi üstlenmiş hem de başkalarının dertlerine ortak olmuştur. Erken yaşta kendisini haksızlıklara karşı duran bir birey olarak adamıştır. Olağan ...

Kahtalı Mıçe'ye Veda

Kahtalı Mıçe de aramızdan ayrıldı. Sonsuzluk denen büyük boşluk bir kişiyi daha aldı yanına. Varlığının anlamı, yokluğunda daha derin hissedileceklerden biri. Yeri kolay kolay dolmayacak bir halk ozanı. Dünya, iyi insanların yüzü suyu hürmetine döner derler. O iyi insanlardan biriydi Kahtalı Mıçe. Kendi dünyasında yaşam mücadelesi veren bir değerdi.Yediden yetmişe Adıyamanlıların gönlünde taht kurmasını bilmişti. Mıçe’nin ölümüyle birlikte bir taş daha dikildi kara toprağa. Adı, soyadı, doğum ile ölüm tarihleri arasına konacak olan küçük bir çizgi yer alacak soğuk mezar taşında. O kısa çizgi yaşadıklarının simgesi olacak. O kısa çizgiyi elinden geldikçe üreterek ve halkının içinde kalarak doldurmaya çalıştı. Kendisini var eden toplumla özdeşleşmiş bir kimliğe sahipti Kahtalı Mıçe. O, sadece bir ozan değil, neredeyse tüm bir Adıyaman’dı. Geçmiş ile bugün arasında bir köprüydü. Gündelik yaşamın izleri, eserlerine esin kaynağı oldu. Kadim coğrafyamızda sözlü tarihin önemli taşıyıcılarında...