Ana içeriğe atla

Küfe Kitap Kafe'de Necati Atar ile Kitap Tadında...


Son yazılarımda sıklıkla kullanmış olduğum bir cümle var "Şehre katma değer katmak" diye. İlimiz Adiyaman'da tek düze devam eden yaşamın az da olsa sanatla, edebiyatla yolların kesişmesi adına kamu olsun, özel sektör olsun, yurttaş olsun tüm kesimlere bir çağrı niyetiyle kurulmuş bir cümledir "şehre katma değer katmak".


Şehre katma değer katmak adına elini taşın altına koyan girişimci Tansu Şahin "Küfe Kitap Kafe" diye bir mekan tasarlamış. Amacı Adıyamanlı kitap severlere bir durak olmak. 



Altınsehir'de bulunan mekan tüm Adıyamanlılara bir kahve içimi kadar yakın, kitapseverler içinse yanı başlarında bir mekan. 


Mekanın canlılığından bir kadının düş yolculuğunun yansımalarından şekil bulduğunu görmemek mümkün değil.


Misafirlerinin kendilerini özel hissetmesi ve sevdikleri ile hoşça vakit geçirmesi için tasarlanan mekan Adiyamanlıları çay ve kahve içmeye, edebiyat ve sanat üzerine sohbete çağırıyor.



Kitapseverlerin durağı olmak isteyen "Küfe Kitap Kafe" 2 Ekim Pazar günü yazar Necati Atar ile okuyucularını buluşturmak için söyleşi ve imza günü düzenledi.


Düşümde Portakal Bahçeleri, Bu Şehir Yabancıdır Senin Susuşlarına ve Budapeşte Sözleşmesi kitapları ile yazım dünyasına değerli katkılarını sunan Necati Atar moderatör Naime Sultan Turgay'ın sorduğu sorularla katılımcılara yazım yolculuğunu ve kitaplarını anlatma fırsatı buldu.



Bir yazarı ağırlamak ve yazar ile birlikte okucularına, kitapseverlere ev sahipliği yapmak belli bir ön hazırlık gerektiriyor. Çünkü siz bir nevi sanata ve edebiyata ev sahipliği yapmış oluyorsunuz. Edebiyat ve sanatseverlerin karşısına onlara yaraşır bir şekilde çıkmanız gerekiyor.



Küfe Kitap Kafe söyleşi ve imza gününe en iyi şekilde hazırlanmıştı. Ev sahipliği için kendilerine teşekkürü bir okuyucu olarak borç biliyorum.


Adıyamanlı kitapseverlerin sahiplenmesi ile daha da çok yazar okuyucu buluşmasına ev sahipliği yapacak olan Küfe Kitap Kafe'ye bu yolculuğunda başarılar diliyorum.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

6 Şubat’ın Ağırlığı

 Toprağa düşen her can yakınlarından ve sevdiklerinden bir şeyler götürür beraberinde. 6 Şubat’ın 4.17’sinde, "Biz artık yokuz kalan ömürlerinizle idare edin." der gibi vedalaşmadan ayrıldılar hayatımızdan sevdiklerimiz.  Zamansız gidenler kendileriyle beraber güzel olan ne varsa alıp götürdüler. Ne gecenin zifiri karanlığı ne kışın sert soğuğu engel olamadı onlara. Yakınlarının insan üstü çabası onları kurtarmaya yetmedi. İnsan yetersiz kaldı o gece sevdiklerine, zaman tükendi, ses kesildi.   Kulaklarda yankılanan imdat sesine karşı hiçbir şey yapamamın çaresizliğini ve ezikliğini yaşadı ölenlerin yakınları. Bir ömür boyu kulakta yankılanacak olan o ses, sessizliğin en büyük gürültüsü olmaya devam ediyor.  Bir gecede on binlerce insan koptu yaşamdan, sonsuzluk perdesini aralayarak toprağa gömüldü. On binlerce nefes kendilerine can veren evlerinin yıkılan enkazında boğuldu.   Önceden haberleşmiş gibi saat alarmlarını 04.17’ye kurup aramızdan ayrıldı sevdikl...

Barışa Adanmış Bir Yaşam: Sırrı Süreyya Önder

İnsanlık tarihinde bir insanın ömrü, kısa bir andan ibarettir; bir tek nefes ya da mezar taşındaki doğum ve ölüm tarihleri arasına çizilen kısacık bir çizgidir adeta.  Herkes doğar, yaşar ve nihayetinde ölür. Kimisi az yaşar, kimisi çok. Bazıları yaşadığını zannederken, bazıları yaşamak için tüm ömrünü adar. Sırrı Süreyya Önder, onurlu bir yaşam için ömrünü çekinmeden adayanlardandır. Sırrı Süreyya Önder, Mezopotamya'nın insanlığa sunduğu en değerli armağanlardan biridir. O, yaşamın hakkını verenlerdendir. Kendisini borçlu hissettiği insana, doğaya ve börtü böceğe birlikte yaşamın sözünü verenlerdendir. Adıyaman'ın küçelerinde, çocukluğu beklenenden daha erken bitenlerdendir. Babası erken yaşta vefat eden çocukların çocuklukları da erkenden sona erer; omuzlarına henüz çocuk yaşta dert yüklenir. Sırrı Süreyya Önder, çocuk yaşta hem bu derdi üstlenmiş hem de başkalarının dertlerine ortak olmuştur. Erken yaşta kendisini haksızlıklara karşı duran bir birey olarak adamıştır. Olağan ...

Kahtalı Mıçe'ye Veda

Kahtalı Mıçe de aramızdan ayrıldı. Sonsuzluk denen büyük boşluk bir kişiyi daha aldı yanına. Varlığının anlamı, yokluğunda daha derin hissedileceklerden biri. Yeri kolay kolay dolmayacak bir halk ozanı. Dünya, iyi insanların yüzü suyu hürmetine döner derler. O iyi insanlardan biriydi Kahtalı Mıçe. Kendi dünyasında yaşam mücadelesi veren bir değerdi.Yediden yetmişe Adıyamanlıların gönlünde taht kurmasını bilmişti. Mıçe’nin ölümüyle birlikte bir taş daha dikildi kara toprağa. Adı, soyadı, doğum ile ölüm tarihleri arasına konacak olan küçük bir çizgi yer alacak soğuk mezar taşında. O kısa çizgi yaşadıklarının simgesi olacak. O kısa çizgiyi elinden geldikçe üreterek ve halkının içinde kalarak doldurmaya çalıştı. Kendisini var eden toplumla özdeşleşmiş bir kimliğe sahipti Kahtalı Mıçe. O, sadece bir ozan değil, neredeyse tüm bir Adıyaman’dı. Geçmiş ile bugün arasında bir köprüydü. Gündelik yaşamın izleri, eserlerine esin kaynağı oldu. Kadim coğrafyamızda sözlü tarihin önemli taşıyıcılarında...