Ana içeriğe atla

Gerger’in Saklı Doğası ve Hezarmani Çeşmesi

 

Bir yol hikâyesi diye başlamak istiyorum yazıma. İl merkezine 100 km uzaklıkta bulunan bir ilçenin ve o ilçeye bağlı çok virajlı yollarla ulaşılan köylerinin, mezralarının ve yaylalarının yer aldığı bir doğa gezisinden bahsetmeye çalışacağım.
Gerger ilçe merkezi Adıyaman il merkezine 100 km uzaklıkta bulunuyor. Çevre bir kaç ille nerdeyse aynı mesafede yer alıyor Gerger ilçemiz. Yolu uzun ve çokta virajlı. Yıllardan beridir yapılan girişimler sonuçsuz kaldığı için ne yolu kısaldı ne de virajları azaldı. Bir ilçe nesillerdir aynı çileyi çekmeye devam ediyor. Ve yıllarda geçse resmi mercilerden talep ettiği şey hiç değişmiyor. Gergerli yol istemeye devam ediyor.
O uzun yolun bir ucunda bulunan çocukluk arkadaşımız Turgut Sunalp Aslan'ın daveti üzerine İstanbul’dan bayram ziyaretine gelen bir başka çocukluk arkadaşım Mehmet Bayhan ile sabah saat 6'da Gerger'e doğru yola çıkıyoruz. Gerger’in yaylalarında ışkın arayacak ve Çet Yaylası’nda bulunan Hezarmanik çeşmesinde saç kavurma yapacağız.
Misafiri olacağımız Turgut'un yol üstünde bulunan Narince köyünden ekmek almamızı tembihlemesi ile ilçe merkezinde bulunan evinde köy kahvaltısı yapıp güne dinç bir şekilde başlıyoruz. Kahvaltıdan sona virajlı yollara arabamızı sürerek Gerger’in doruklarına doğru başlıyoruz yolculuğa. Varmak istediğimiz yer Drejan Yaylası.
Drejan Yaylası’nda Saat 9'dan saat 14'de kadar süren dağ yürüyüşümüz sonunda aradığımız ışkını bir dağ yamacında buluyoruz. Şeker hastalığı başta olmak üzere birçok derde deva olan ışkınımızı sırtlayıp aracımıza kadar olan 1 saatlik yolu yürüyoruz.
Hezarmanik çeşmesi varmak istediğimiz ikinci durağımız. Hezarmanik çeşmesi Malatya sınırının sıfır noktasında neredeyse. Doğal su kaynağı hayırsever bir insanın emeği ile insanlar için piknik alanına dönüştürülmüş durumda. Şansımız yaver gidiyor ve bizden önce orayı mesken tutanların kalkması ile mekân bizlere kalıyor. Suyun sesi ve srinliği ile yemeğimizi hazırlayıp büyük bir iştahla yiyoruz.
Günün yorgunluğunu Hezarmani Çeşmesinde bırakarak Diran Çayı’na doğru yeni bir rota belirliyoruz. Dağın doruklarında vadinin derinliğine doğru yol alıyoruz. Bizleri yıllara meydan okuyan bir ağaç ve yanı başında çağlayan buz gibi Diran Çayı karşılıyor. Yalnızca görsel bir şölen değil insanı rahatlatan bir atmosferi var Diran Çayı’nın.

Gerger’in kendisi mesafesi ve yolunun virajlarından dolayı gidilmesi zor bir yerleşim yeri. Ama gidilmesi zor olan yerlerin eşsiz güzelliği ile karşılaştığınızda iyi ki de geldim diyebileceğiniz bir yolculuğa dönüşüyor gezintiniz.

Bizler önümüzdeki zaman zarflarından yeniden Gerger’in doğasını keşfetmek için sözleştik. Gerger kendisinde saklı olan güzellikleri keşfetmeniz için sizleri davet ediyor. Sakın ola ki yolları sizi korkutup caydırmasın; güzelliğini o yolların sonlarına saklamış çünkü.










Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

6 Şubat’ın Ağırlığı

 Toprağa düşen her can yakınlarından ve sevdiklerinden bir şeyler götürür beraberinde. 6 Şubat’ın 4.17’sinde, "Biz artık yokuz kalan ömürlerinizle idare edin." der gibi vedalaşmadan ayrıldılar hayatımızdan sevdiklerimiz.  Zamansız gidenler kendileriyle beraber güzel olan ne varsa alıp götürdüler. Ne gecenin zifiri karanlığı ne kışın sert soğuğu engel olamadı onlara. Yakınlarının insan üstü çabası onları kurtarmaya yetmedi. İnsan yetersiz kaldı o gece sevdiklerine, zaman tükendi, ses kesildi.   Kulaklarda yankılanan imdat sesine karşı hiçbir şey yapamamın çaresizliğini ve ezikliğini yaşadı ölenlerin yakınları. Bir ömür boyu kulakta yankılanacak olan o ses, sessizliğin en büyük gürültüsü olmaya devam ediyor.  Bir gecede on binlerce insan koptu yaşamdan, sonsuzluk perdesini aralayarak toprağa gömüldü. On binlerce nefes kendilerine can veren evlerinin yıkılan enkazında boğuldu.   Önceden haberleşmiş gibi saat alarmlarını 04.17’ye kurup aramızdan ayrıldı sevdikl...

Barışa Adanmış Bir Yaşam: Sırrı Süreyya Önder

İnsanlık tarihinde bir insanın ömrü, kısa bir andan ibarettir; bir tek nefes ya da mezar taşındaki doğum ve ölüm tarihleri arasına çizilen kısacık bir çizgidir adeta.  Herkes doğar, yaşar ve nihayetinde ölür. Kimisi az yaşar, kimisi çok. Bazıları yaşadığını zannederken, bazıları yaşamak için tüm ömrünü adar. Sırrı Süreyya Önder, onurlu bir yaşam için ömrünü çekinmeden adayanlardandır. Sırrı Süreyya Önder, Mezopotamya'nın insanlığa sunduğu en değerli armağanlardan biridir. O, yaşamın hakkını verenlerdendir. Kendisini borçlu hissettiği insana, doğaya ve börtü böceğe birlikte yaşamın sözünü verenlerdendir. Adıyaman'ın küçelerinde, çocukluğu beklenenden daha erken bitenlerdendir. Babası erken yaşta vefat eden çocukların çocuklukları da erkenden sona erer; omuzlarına henüz çocuk yaşta dert yüklenir. Sırrı Süreyya Önder, çocuk yaşta hem bu derdi üstlenmiş hem de başkalarının dertlerine ortak olmuştur. Erken yaşta kendisini haksızlıklara karşı duran bir birey olarak adamıştır. Olağan ...

Kahtalı Mıçe'ye Veda

Kahtalı Mıçe de aramızdan ayrıldı. Sonsuzluk denen büyük boşluk bir kişiyi daha aldı yanına. Varlığının anlamı, yokluğunda daha derin hissedileceklerden biri. Yeri kolay kolay dolmayacak bir halk ozanı. Dünya, iyi insanların yüzü suyu hürmetine döner derler. O iyi insanlardan biriydi Kahtalı Mıçe. Kendi dünyasında yaşam mücadelesi veren bir değerdi.Yediden yetmişe Adıyamanlıların gönlünde taht kurmasını bilmişti. Mıçe’nin ölümüyle birlikte bir taş daha dikildi kara toprağa. Adı, soyadı, doğum ile ölüm tarihleri arasına konacak olan küçük bir çizgi yer alacak soğuk mezar taşında. O kısa çizgi yaşadıklarının simgesi olacak. O kısa çizgiyi elinden geldikçe üreterek ve halkının içinde kalarak doldurmaya çalıştı. Kendisini var eden toplumla özdeşleşmiş bir kimliğe sahipti Kahtalı Mıçe. O, sadece bir ozan değil, neredeyse tüm bir Adıyaman’dı. Geçmiş ile bugün arasında bir köprüydü. Gündelik yaşamın izleri, eserlerine esin kaynağı oldu. Kadim coğrafyamızda sözlü tarihin önemli taşıyıcılarında...