“Her insan, yetiştiği ve yaşadığı coğrafyanın, iklimin, gelenek ve göreneklerin, kader dediğimiz tesadüflerin yoluna çıkardığı şeylerin ürünüdür.” Bu derin ve sarsıcı cümle, Sırrı Özbek’in Söyle Zilan adlı eserinin temelini oluşturuyor. Yazar, kadim Kürt halkının tarihsel yolculuğunu, acılarını, direnişini ve umudunu bu cümlenin izinden giderek anlatıyor. Kitap, sadece bir roman değil; bir halkın sözlü tarihinden damıtılmış edebi bir çığlık. Ağrı Dağı'nın heybetli gölgesi altında yeşeren yaşamlar, Zilan Deresi’nin kanla sulanan topraklarında büyük bir trajediye dönüşüyor. Zilan, yalnızca coğrafi bir mekân değil; aynı zamanda toplumsal hafızanın en karanlık, en unutulmaz sayfalarından biridir. Bu derede akan su, yıllar içinde kana bulanmış, söylenmeyenlerin, anlatılmayanların sembolü haline gelmiştir. Sırrı Özbek, geçmişin izini bugünün sahillerinde sürüyor. Kitapta, Zilan’dan koparılmış insanlar Ege’nin küçük bir kasabasına konuk ediliyor. O evlerde kurulan divanlarda dengbejlerin ...