Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bir Mevsimlik Hüzün: Ters Lale

Gerger, Mezopotamya'nın kadim topraklarında, heybetli dağların arasına sıkışmış, adeta dünyadan ayrı bir yalnızlık diyarı. Çocukluğumuzun hayalleri, bu sarp coğrafyanın göğünde yeşerirdi. Yaz akşamlarında damda serili yataklarımızdan göğe baktığımızda, yıldızlar bize öylesine yakın gelirdi ki, sanki hayat bilgisi derslerinde öğrendiğimiz her bir parlak nokta, düşlerimizin sonsuz birer parçası olurdu. O diyarın kalbinden, dağların derinliklerini yararak coşkun bir nehir gibi akan Fırat, vadinin bereketli topraklarına hayat verirdi. Ancak dağların zirveleri, bambaşka bir hikâye fısıldardı bizlere.  Dünyadan elini eteğini çekmiş, kendi içlerine dönmüş, sessiz ve vakur dervişler gibiydi dağların zirveleri. Yaz geldiğinde ise, dağların dorukları yeşilin farklı tonlarıyla dolup taşar, her köşesinden fışkıran berrak sularla sanki cenneti yeryüzüne indirirlerdi. Karlarla kaplı zirveler, mevsim bahara döndüğünde, topraktan yeşeren binbir türlü çiçeğe gökyüzünü cömertçe sunardı. Kutsal bir m...

Kışın Beyaz Örtüsü Altında Yeşeren Umut: Baharla Gelen Yeniden Diriliş

  Kış, çoğu zaman "11 ay kış, 1 ay Ramazan" şeklinde yapılan esprilere konu olacak kadar uzun ve çetin geçerdi. Kar, kartpostallardaki gibi romantik bir görüntü sunmaktan çok uzaktı. Yolları amansızca kapatır, köylerin dünyayla olan bağını koparırdı. Elektrikler kesilir, karanlık çöker, sular donar, yaşam adeta bir buz tabakası altında askıya alınırdı. Karlıova'nın Kızılçubuk köyünde ise bu durum daha belirgindi. Soğuk, iliklere işleyen bir ayazdı ve uzun kış ayları boyunca köylerin içini ürpertmeye yeterdi. Kış, aslında bu coğrafyanın insanları için her zaman bir eziyet olmuştur. Ancak, bu uzun ve zorlu sürecin sonunda gelen bahar, çekilen tüm sıkıntıları unutturmaya değerdi. Karlar erimeye başladığında, toprağın altından ilk kardelenler başlarını usulca yukarıya doğru uzattığında, sanki yeryüzüne bir cennet bahçesi iniverirdi. Karlıova'nın Kızılçubuk köyünün yamaçlarında da bu coşku yaşanırdı. Vadinin kalbinde akan Peri Çayı, kışın getirdiği sükunetin ardından, baha...

Yenik ve Yitik Zamanların Kamburu

  I. Yenik ve yitik zamanların kamburuyum, Çoraklaşmış bir toprak, kurumuş bir nehir, Terk edilmiş bir kentim artık. II. Kimse doğurmamış beni.. Sancı olmamışım hiçbir kadına. Yaşamışım binlerce yıl önceden, Kadim kentler kurdum evvelinden. III. Çocuğum, Saklambaç oynarken kaybolurum, Sobeleyemez kimse beni. Saklandığım yerde yiterim. Gün kararır, korkarım karanlıktan, Kaçarım, ardımda bir gölge varmış gibi. Oysa hep kendimden kaçarım. IV. Yollar biter, yenilerini çizerim, Kentler kurarım yol kenarlarına. Kışı seçerim mevsimlerden, Duman tüten evler çizerim damlarında. Herkesi mutlu gönderirim yataklarına, En güzel düşleri örerim onlara. Bitmesin diye düşleri, güneşi bekletirim Issız alacakaranlıklarda. Surlarla çeviririm kentin etrafını Yabancılar içsin istemem fetih şarabını. V. En büyük çığlıkları suskunluğuma gömerim, Tırnaklarımla toprağı kanatırım, Yumruğumu kendime sıkarım. Her kavgada kendime yenilirim, Kendimle olan kavgamın arasına giremem. En...